Teknolojik Ürün ve Donanımlarda İkinci El Piyasasının Durumu

Tüm ülke olarak iliklerimize kadar hissettiğimiz bir durgunluktan geçiyoruz. Herhalde bunun açıklamasını benim yapmam saçma olur. Paraanaliz.com yazarlarından Atilla Yeşilada bir Youtube kanalı açtı ve bu kanal yürüdü gitti. Kendisinden bu durgunluğun sebeplerini dinleyebilirsiniz. Ben bu durumun en azından ikinci el piyasasını nasıl etkilediğinden bahsetmek istiyorum:

Bildiğiniz gibi faizler düşükken hayat bize tam bir cennetti. Bir tane Macbook’mu beğendin? Onun fiyatı 12.000 TL’mi? Tamam ya, gir maaşını aldığın bankaya. Bir bakmışsın 1.35 faiz oranıyla paran anında hesabında. Düşünülecek çok bir şey yok. Faizi toplasan 1500 TL yapıyor ve bu da haliyle insanın zoruna gitmiyordu.

Ama şimdi durum tam tersine döndü: En uygun kredi veren devlet bankaları bile kredi verirken kılı kırk yarıyorlar. Ve sonuçta insanlar istedikleri şeylere kolay ulaşamıyorlar. Aslında işin kredi kısmı olayın farklı bir boyutu. İnsanlar görünürde %20 olan, gıdada %29 olan bir enflasyon içerisinde hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Evlerine aldıkları makarnadan, sıvı yağa, deterjandan bebek mamasına kadar her üründe fiyatlar neredeyse iki katına çıktı(Ne hikmetse gıda enflasyonu %29 çıkıyor işte. Allah’ın işi).

Bu durumda evine ekmek götüren Cemil abinin yapacağı ilk iş o ekmeği götürmeye devam etmek. Sonuçta evde ekran kartı yiyecek halleri yok çocukların. Bu da tabi ister istemez bütün donanımlarda ve teknolojik ürünlerde inanılmaz bir durgunluğa yol açtı. İhtiyacı olan ve yine kenarda belli bir parası olanlar lüks tüketimlerini yapmaya devam ediyorlar.

Bununla ilgili interneti tararken çok ciddi bir veri göremedim. Vatan Bilgisayar’da ve Teknosa’da çalışan bir kaç kişi ile ayak üstü sohbet etme imkanı buldum. Ama onlardan çok da olumlu bir cevap alamadım. Yani durgunluğun sonuna kadar hissedildiğinden bahsediyorlardı. Gerçi Vatan Bilgisayar’da yapılan 0 faizli krediyle telefon kampanyaları en azından o tarafta biraz daha hareket olmasını sağlıyor. Ama diğer taraflarda durum vahim.

Hal böyleyken aslında 2. El’in biraz daha yoğun olması gerekir. Nitekim araba piyasası şu anda böyle. Her ne kadar 0 araçlarda ötv indirimi olsa da ikinci el piyasasının daha hareketli olduğu aşikar.

Teknolojik ürünler ve Donanımlar için de benzer şeyler söylemek için bu kadar uzattım aslında yazıyı.Mesela şu anda ilanda 10’a yakın ürünüm var ve mutlaka arayan oluyor. Yanlış anlaşılmasın: Müthiş hareketli bir piyasadan bahsetmiyorum. Ancak ihtiyacı olan insanlar ikinci eli daha ucuza  ve doğru fiyata buldukları anda bu tarafa yöneliyorlar. Bu arada bunu yazarken ölücüleri ayrı bir tarafta tutmak istiyorum. Onlar her zaman piyasası 500 tl olan ürüne 250 tl teklif etmeye devam ediyorlar. Ama gerçekten istediğini arayan insan bir şekilde ikinci el piyasasına yönelip uygun fiyatlarla ürün alıyor.

İşin kısası piyasa şu anda son 2 ay öncesine kadar biraz daha hareketli. Eğer kenarda uygun paranız varsa ve sıfır ürün alma konusunda bir takıntınız yoksa kesinlikle 2.ele yönelinebilir.


 

ipad Pro 2018: Almaya Değer mi?

Bundan tam 2 ay önce İpad Pro’yu almaya karar verdiğimde fiyat konusunu kafamda bir türlü anlamlandıramıyordum. Son çıkan 3.nesil ürünlerin fiyatı 5.899 TL’den başlıyordu ve gerçekten piyasadaki bir çok bilgisayardan pahalıydı. Tabi bu aleti alınca sadece tableti almak yetmiyor: Apple Pencil 2 alacaksınız, ki fiyatı 950 TL… Bir de bilgisayar gibi yanımda taşıyıp öyle kullanacağım derseniz de klavye almanız gerekiyor ki bunun da fiyatı 1.300 TL.

İlk almaya karar verirken hayır diyordum, bu kadar para verilmez. Çünkü net bir hesap yapınca bu cihaz bana 8.000 TL’ye geliyordu. Bu fiyatın ne demek olduğunu söyleyeyim: Piyasadaki bazı Macbook Pro’ların fiyatları bu civarlarda. Hatta 15.4” 2015 Macbook Pro’ları bile ikinci elde bu fiyata bulmak mümkün.

Araştırmaya devam edince şuna benzer bir geekbench testi ile karşılaşmıştım.

Fotoğraflarda gördüğünüz geekbench testleri güncel(Zamana aldırmayın. Çünkü ortalama skorlar çok fazla değişkenlik göstermiyor). O zaman baktığımda da benzer sonuçlar çıkmıştı. Yani ne diyor sonuç: İkinci elde 8.000 TL’ye alacağın Macbook Pro’nun performansı 11” olan İpad’den daha düşük. Biraz daha derinlerine bakıyoruz: Eğer biraz daha iyi bir performans istiyorsak 13” olan Macbook Pro’ya yönelebiliriz. Buna benzer bir ürünü Apple Türkiye’nin sitesinden sorgulattığımzda en az şuna yakın bir fiyat çıkıyor:

 

Geekbench’de yaklaşık 1500 puanlık bir fark var çoklu çekirdek testlerinde. Arada da bütün ekipmanları tamam olan bir iPad Pro’ya göre 4.000 TL’lik fark. Değer mi tabi ki sizin takdiriniz.

Değer diyenler ne olursa olsun bir bilgisayar istedikleri ve mobil sistemli çalışmayan bir iPad istemedikleri için bu farka katlabilir. Ben ise kendi kullanıcı deneyimimi söyleyeyi: Evimdeki PC’yi parçalayıp donanımlarını satmaya başladım. Bu arada yanlış anlaşılmasın… Bu tableti alınca başka bir şeye ihtiyacım kalmadı demek için söylemiyorum bunu. Zaten bir iMac alma isteğim vardı. Bu süre zarfında videolarımı nasıl düzenleyeceğim, nasıl idare edeceğim tarzı soru işaretleri vardı kafamda. Ama tablet geldikten sonra bir kere bile masa üstü bilgisayarımı açmaya ihtiyaç duymadım(Tabi bu da oyun oynamayı seven bünyeye göre değişiklik gösterebilir).

Kısacası 2018 Model iPad Pro gerçekten çok başarılı bir cihaz olmuş. Hatta son bir kaç yıldır, Airpods’dan beri Apple’ın yaptığı en iyi cihaz bile diyebilirim(Airpods hala birinci sırada).

Almayı düşünen varsa, kafası karışık olan kişiler hem buradan hem de youtube’daki kanalım üzerinen soru sorarlarsa sorularını cevaplarım. Merak eden olursa diye de videonun sonuna kutu açılış videosunu ekliyorum. Başka bir yazıda görüşmek üzere. Hoşçakalın…

 

DJI Mavic Pro da Satıldı

Daha bir kaç gün önce bir yazı yazmış ve bugüne kadar sahip olduğum Drone’lar ile ilgili bir karşılaştırma yapmıştım. Doğal olarak da en sonda sahip olduğum DJI Mavic Pro’yu anlatmıştım, hatta bayağı da övmüştüm. Ama aslında yazmayı unuttuğum bir konu vardı: Ben bir süredir satılık ilanında bekletiyordum cihazı. Bunun iki sebebi vardı: Birincisi gelişen teknoloji ile DJI Mavic 2’lerin şu anda daha güvenilir uçuş imkanları sağlaması. İkincisi ise çalıştığım şirketteki araba durumumun değişmesinden dolayı yeni araç almamın gerekmesi. Ben hali hazırda bir araba aldım ve bununla ilgili de bir yazı yazacağım zaten. Ama aldığım arabanın masraflarını karşılamam için mecburen bazı ekipmanlarımı satışa çıkartmam gerekiyordu. Ve motosiklet ile başladığım bu süreçte Drone’umu da sattım.

Şimdi yapılması gereken bir konu var: O da yeni mavic 2 pro’ların incelemesine başlamam. Tabi ki internette onlarca yapılmış araştırma var. Hem de hem İngilizce hem de Türkçe kaynaklar. Ondan sonra da doğru anda siparişi vermek. Bakarsınız youtube’daki kanala da bir kutu açılışı yaparım. Tabi ondan sonra da tabi ki hem sahada testler gelecektir hem bununla ilgili fotoğraflar gelecektir. Ama dediğim gibi ilk iş olarak incelemelere başlamam gerekiyor. Bu yazıyı kapatırken de acil iniş yaptığım bir videomu videonun sonuna ekliyorum. Belki Mavic Pro ile yaşadığım en büyük heyecanı siz de benimle beraber yaşarsınız.

 

Hayko Cepkin’in Arkasındaki Müzik Gücü

15 Mart Edirne Pena Konseri’nin hemen akabindeki görüşlerimi ve Hayko Cepkin’in performansının Türkiye standartlarının üzerinde olduğunu belirtmiştim. Aslında bahsetmem gereken bir konu daha vardı ki bence sahnede kullanılan ışık ve ses oyunlarının arkasındaki insanlardan da bahsetmek gerekiyor.

Benim ilk konserini izlediğimden bu yana aklımda hep bu işi nasıl yaptığı ile alakalı soru işaretleri vardı. Sesin yankılanması tonmaister’ın iş yapışı ile açıklanabilir tabi ki. Haluk Levent’in konserlerinin içerisinde bulunmuş birisi olarak bu arkadaşların işin içerisinde ne kadar katkısı olduğuna da daha önce bir çok tanık olmuştum. Ama Hayko’nun çalıştığı arkadaşlar bizzat arkadaki davulcu kadar, öndeki bass gitarist ve elektro gitarist kadar aktif çalışıyorlar.

Söylemek istediğim şeyi şöyle açayım ki kendileri görüntü almama izin vermedikleri için sadece yazı ile anlatmak durumundayım: Hayko Cepkin sahnede görüntü olarak 3 müzisyen ve bir de kendisi olarak görünüyor. Ama dikkat ederseniz bu arkadaşlar vokal yapmıyorlar. Bunu zaten dünyada kullanan bir çok müzisyen bulunuyor. Midileri daha önceden kaydedip, metronom yardımıyla direk kulaklık monitörlerine gelen bu seslerle mükemmel performans ortaya koyabiliyorlar. Ancak Hayko sadece bu sistemi kullandırmıyor aynı anda da seslerle aktif olarak oynuyorlar. Bu tonmaister iki arkadaş o kadar işin içindeki gözlerini sahneden bir an ayırmıyorlar ve anlık ses oyunlarıyla müziğe direk olarak yön veriyorlar ki tahmin edebilirsiniz ki bu da bir metronom ve büyük müzik bilgisi gerekiyor.

Şimdi bana diyeceksiniz ki ne var bunda. Bu adamlar zaten bunun altyapısı ile kendilerini özel olarak yetiştiriyorlar. Evet bunda herhangi bir problem yok zaten. Ben bu yazıyı yazarken daha önce işin içerisinde bu kadar olan başka bir tonmaister ve ışıkçı görmediğim için bu yazıyı yazıyorum aslında. Biraz da arka planda kalan bu insanlardan bahsedip gözden kaçmamalarını sağlamaya çalışıyorum. Umuyorum bir gün bir yerlerde tekrar karşılaşma şansı yakalarım da bu sefer video çekmeme izin verirler.

Hayko Cepkin-Türkiye’nin En İyi Sahne Performansçısı

Hayır bunu kafama göre tek seferlik izlediğim bir performansa dayanarak söylemiyorum. Bir çok şarkıcıyı tarzım olmasa bile canlı izleme şansına sahip oldum. Seda Sayan ve Mustafa Keser’i bile. Hatta ne alakaysa Sibel Can’ı bile… Ama ben hala bu kadar iyi bir sahne performansı sergileyen Türk bir şarkıcı görmedim.

Aslında Hayko Cepkin’i ilk kez 2007 Uludağ Üniversitesi Bahar Şenliklerinde izlemiştim. O zaman bana performansı çok uzak gelmişti. Daha sonra Rock’n Coke’da ve yine bir Uludağ Üniversitesi Bahar şenliklerinde daha izleme fırsatım oldu. Zannedersem de kendisini bir 10 yıldır canlı izleme şansına da sahip olamadım.

Ama bugün Edirne Pena’da izlediğim Hayko Cepkin aradan bunca yıl geçmesine rağmen performansının düşmesini bırakın 300 kişilik bir topluluğa bile muazzam bir gösteri sundu diyebilirim. Hatta kendisi de performansı sırasında “biz en iyisini yapana kadar en iyisi bu” diyerek aslında bu işe ne kadar kafa yorduğunu anlatmış oldu.

Kimileri gösterisini başka yerlerden aldığını(arakladığını)iddia etse de ben Türkiye’de kendisinden daha başarılı bir sahne yapan ikinci bir kişi daha görmedim. Ve yakın zamana kadar da göremeyeceğimden eminim.

Aşağıda 15 Mart 2019 tarihinde Edirne Pena’daki konserinden Bertaraf Et’i paylaşıyorum. Sanırım ne söylemek istediğimi daha açık anlatacaktır.

Hobi olarak Drone Kullanmak

Sanırım bir hayli tecrübem oldu artık Drone’lar yani nam-ı diğer insansız hava araçları hakkında. İlk olarak DJI Phantom 3 Advanced Modeli’ni aldım. Bir hayli de uçtum kendisiyle. Rüzgardaki stabilitesi mükemmel bir cihazdı. 2 Km ilerisine gitmek için de birebir bir aletti. Ancak bir sorun vardı: Taşımak gerçekten çok zahmetliydi. Ürünün ağırlığı, kurulumu bir yana koca bir bavulla gezmek zorundaydım.

Ben de bunun üzerine onu satıp daha hafif bir alete yöneldim: DJI Spark… Spark bir kere minicik ve çok güzel bir cihaz. En büyük artısı kesinlikle kayıt gerektirmiyor.(Biliyorsunuz kurallar gereği 500 gramdan daha ağır olan cihazların Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne kaydının yapılması gerekiyor.) Uçuş anlamında kumandanız olduğu sürece 500 metre mesafelere kadar giden bir cihazdı. Stabilitesi ise nispeten zayıftı. Evet cihazın hafif ve kurulumunun hızlı olması büyük bir avantajdı ama 2 axisli bir gimbala sahip olması ise bir dezavantajdı. Bir de kısa mesafelerde bile bağlantı kopmaları yaşatıyordu ki bu benim bu ikinci cihazı da satma nedenim oldu. Nitekim de kısa bir süre sonra elden çıkardım.

En sonunda ise dönemin en iyisi DJI Mavic Pro’yu satın aldım. 4K çekim yapan ve stabilite sorunu çok az olan bu cihazı hala kullanıyorum. Bu cihazla 4 KM mesafelere gitmek gerçekten hayal değil. Sınırları zorlayıp daha uzaklara da gönderenler var ben buna cesaret edemedim. Kopma sorunu yok denebilir ayrıca.

Ama işin özüne gelecek olursak ilk cihazım olan Advanced’in stabilitesini bu cihazların hiçbirinde göremedim. Cihazın ağırlığından da kaynaklanıyor olabilir tabi bu. Teknoloji olarak Mavic Pro’ya diyecek hiç bir lafım olamaz tabi.

Bu yazıyı kullanıcı deneyimlerimi size az da olsa aktarmak için yazdım. Belki kısa zaman sonra bu cihazı da satıp Mavic 2 Pro da alabilirim belli olmaz. Sonuçta teknoloji geliştikçe beklentiler ve gerçekleşenler yükseliyor. Belki kısa zaman sonra onun da deneyimini yazarım. Kim bilir…

 

 

İş Bankası Maximum Card ile İlişkimi Sonlandırdım

Üniversite’ye ilk gittiğim zamanı hatırlıyorum. Ne kadar hevesliysem artık gidip hemen İş’te Üniversiteli Maximum Karta başvuru yapmıştım. En büyük artısı da öğrencilerden yıllık aidat kesmemesiydi. O dönem elime geçen parayla alamayacağımı bildiğim Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin özel basım kitabını da 10 taksit ile bu kart sayesinde almıştım. Daha sonraki yıllarda neler neler aldım zira hatırlayamayacağım kadar çok alışverişim oldu. Demek ne kadar çok oldu ki sonraki yıllarda yıllık aidatları her iptal ettirmek istediğimde hiç zorluk çıkarmadılar.

Neyse güzel bir ilişkimin olduğunu düşündüğüm bu kart 10 yılın sonunda beni yarı yolda bıraktı. Geçen hafta aldığımı söylediğim Drone’u zorlanmadan almak için kendilerinden limit arttırımı talep ettim. Hem de boş bir arttırım da değil… Maaş bankamın bende bulunan Cardfinans kredi kartının limitini neredeyse en asgariye çekip tek başına kendileriyle kalmak istedim. Bana verdikleri cevap komikti. Diğer bankalar gibi kolay limit arttırımı yapamazlardı. Belki maaş bordromu gönderirsem genel müdürlük bir değerlendirme yapabilirdi ama bu da kesin değildi.

Bu konuşma üzerine hiç düşünmedim inanın. Hemen kredi kartı hesabını sıfırlayıp kendilerine kartı iptal ettirmek istediğime yönelik bir telefon açtım. Önce telefondaki hanımefendi ikna etmeye çalıştı. Bu arada ikna yöntemleri gerçekten komik:Önce karttan puan kazandığımı belirtti. Her ne kadar kartımı sevsem de 10 yılda kazandığım puan toplamı 100 TL’yi geçmezdi. Bana kartın müzekart özelliğinden bahsetti. Avantajlı taksit imkanlarından bahsetti. Kabul etmediğimi söyleyip kapatılmasını rica ettim. Tamam dediler. İki gün sonra bir telefon daha geldi kendilerinden: Genel müdürlükten arıyorlarmış. Kartınızı neden kapattırmak istiyorsunuz dediler. Bu hanımefendiye de anlattım durumu. Yine aynı şeyleri anlattı: Maxipuan, taksit, müzekart vs. İlgilenmiyorum dedim. Peki o zaman 35 TL Maxipuan verelim dediler… Yine kabul etmiyorum dediğimde bu sefer ses tonu bozulmaya hatta sertleşmeye başladı. Eğer kartı kapatırsam bir daha kart başvurusu yaptığımda bu kadar limit alamazmışım. Bunlar benim sorunum dedim ve tekrar kapatma isteğimi tekrarladım. Peki o zaman onaylıyor musunuz sorusunu sordu, evet cevabımın üzerine de telefonu iyi günler diyerek hemen kapattı.

İstediklerini alamayınca çalışanların bu kadar kabalaşmasını anlayamıyorum. Tamam işte yaptın görevini ama ikna edemedin. Neyse gerçekten bu konuya çok takılmadım. Bir hafta içerisinde kart iptal edilecekmiş. Şimdi iptalin gerçekleşmesini bekliyorum. Bu aşamadan sonra banka hesabını da kapatıp İş Bankası ile olan ilişkimi tamamen sonlandıracağım.

Yeni Eğlenceme Başladım.

Herkese merhabalar. Bir önceki yazımda bahsetmiş olduğum eğlencem sonunda geldi: DJI Phantom 3 Advanced V2… Yani nam-ı diğer Drone… fotografium.com sitesinden sipariş ettiğim oyuncağım aynı gün kargoya verildi ve 2 günde elime ulaştı. Bu arada siteyi tavsiye edebilirim çünkü hem ilgileri çok iyi hem de anlık destekleri çok başarılı. Bir konuyu daha belirtmek önemli: Şubat ayında Türkiye’de bu cihazlara yönelik bir genelge yayınlandı: Aldığımız bütün ürünlerin, ticari amaç gütsün gütmesin, SHGM’nin sistemine kaydedilmesi gerekiyor. Yapılan kayıt ile önce pilot lisans numarası alıyorsunuz. Daha sonra da cihazı kaydedip plaka alıyorsunuz. Bu konuyu atlamamak çok önemli, zira kayıtsız araçla uçuşa 17.000 TL’ye kadar para cezası verilebiliyor.  Neyse konuya döneyim: Öncelik olarak güncellemelerini yaptım. Bu güncellemelerin yapılması çok önemli. Aksi taktirde bu pahalı alet havalanmıyor. Ayrıca uçuşa yasak bölgelerin bilinebilmesi adına da bu yükseltmeler önemli. Bütün güncellemelerin ardından da  cihaz uçuşa hazır hale geliyor.

Bundan bir sonraki yazımda uçuşa hazırlık kısmını ve ilk uçuş deneyimini paylaşacağım.

Uzun Bir Aradan Sonra Demeyeceğim

Kurumsal bir şirkette çalıştığım için siyaset yazmak doğru gelmiyor. Yani yazılarıma tembellikten değil de biraz da zaruretten ara vermek durumunda kalmıştım. Şu sıralarda aklıma başka türlü yazmak geldi. Artık uğraşlarım hakkında, okuduğum kitaplar hakkında yazmaya devam edeceğim. Hem böylece kendimi de köreltmemiş olurum. Yanlışlıkla siteye giren insanlar da bilsin ki aslında eğlenceli bir insanım. Paylaşmaya başlayacağım videoları görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız 🙂

HDD’lere Kurban Giden Hatıralar

Harddisk’lerin taşınabilir hale gelmesinin üzerinden sanırım rahat bir sekiz sene geçmiştir. Olabildiğince teknolojiyi takip eden bendeniz de bu kolaylığı başından beri takip ederim. Ancak iyi mi yoksa kötü mü yaptığımı bilmiyorum. Şöyleki üniversite yıllarımda ilk aldığım Harddisk bozuldu. O zamanlar amatör fotoğrafçılığa ilk adım attım dönemler… Bütün emeklerim boşa gitti ve çöp oldu. Bir huyum vardır: Eğer birşey bozulursa anında aynısının yenisini almam gerekir: Yoksa inanılmaz bir boşluk ve üzüntü duyuyuyorum hayatımda. Ben de tabi hemen gidip yenisini aldım. Üniversite son sınıfa kadar da sıkıntısız kullandım. Ne olduysa oldu ve bir sabah uyandığımda baktım ki o da çalışmıyor. 2 senelik emek bir gece de çöpe gitti: Bütün fotoğraf arşivim, müziklerim, demo kayıtlar vs… Üzüntünün boyutunu tahmin edebilirsiniz. Bu sefer daha da çok bilendim ve piyasadaki en iyi markalardan olan Seagate’den bir HDD aldım. 2010 yılından beri onlarca seyahatimde yanımda taşıdım. Çok güzel fotoğraflar çekip sakladım, mükemmel bir film arşivi oluşturdum. Yine geçen gün bir sabah uyandığımda onu da kaybettiğimi anladım. Bir 4 senem daha heder olmuştu. Kurtaramadık tabi yine kendisini. Şimdi dün Vatan Bilgisayar’a gittim. Bu sefer Samsung’un 1 TB’lik M3 modelini 159,90 TL’ye aldım. Bakalım bu ne zamana kadar götürecek beni.

 

Samsung M3