Dinlenmeye İhtiyacım Var

Ve kaldı dört sınav.Yarısı bitti sınavların ama benim içimden hala çalışmak gelmiyor.Çok fazla sıkıntılıyım.Biliyorum bunu sürekli tekrar ediyor,her yazımda belirtiyorum.Bunun sebebi buraya aktardıkça içimdekileri,sıkıntılarım hafifleyecekmiş gibi geliyor.Değişen bir şey olmadığını ise yazdıktan hemen sonra,yazımı kontrol ederken anlıyorum.Böyle sıkıntının üstesinden biraz yalnızlık gelebilir.Sanırım perşembe günü,sınavlar bittikten sonra;birkaç gün daha Bursa’da kalacağım.Yalnızlığımın üstüne tuz biber ekmek için…

Özlerken

Sırtına değen sıcacık  bedenin varlığını hissederek uykusundan uyanırken,arkası dönük yatan kıza şöyle bir baktı.Aynı anda yüzüne yayılan o küçük gülümseme kayboldu.Yataktan doğrulup,sigarasıyla çakmağını buldu.Tek bir nefes çekti.Ve  o küçük boncuklar gözlerinden aşağıya dökülmeye başlamıştı bile.Kendi kendine söylenmeye başladı:

-Ne sanıyordun ki,Sanki sonsuza kadar sürecek miydi?

-Söz vermişti ama sımsıkı sarılıp uyuduğumuz gecelerde.Hiç mi anlamı yoktu onun için bunların?

Hiçbir anlamı olmadığını biliyordu ama kabul etmek de istemiyordu.Sustu…Yatağa dönüp kadını dikkatlice incelemeye başladı.Yavaş yavaş ona benzediğini farkediyordu.Ya da benzesin istiyordu işte.Ama gitmişti .Tıpkı bu kadının da ertesi sabah yapacağı gibi sessiz sedasız,bir hoşçakal bile demeden…Yeniden yataktan kalktı.Yatak odasının başköşesindeki koltuğa oturdu.Yalnız kalmak istiyordu.Gözlerini mutlu olabileceği rüyalara doğru kapatırken ağzından çıkan son kelime onun adıydı.

Yorgunluk Göz Alabildiğine

Yaz ayının gelmesi sanırım hepimiz üzerinde kötü etkiler yaratmaya başladı.Ben de mesela:Bugün üçüncü sınavım da bitti.Üçte sıfır gidiyorum.Kesinlikle ders çalışmak gelmiyor içimden.Zaten sıkıntılı olan bedenim artık iflas etmeye başladı.Ve bunca kötü giden şeyin arasında dertler dinmek bilmiyor.Deliksiz uyumayı özledim.Geceleri defalarca uyanmadan,gözümü açtığımda sadece güneşi görmeyi özledim.Ama gecenin karanlığına bir çare bulamadım .Tıpkı kendi dertlerime çare bulamadığım gibi.Yoruldukça yoruluyorum.Hiç kuvvetim kalmamış gibi hissediyorum.Yüzümde sahte gülücüklerle insanları neşelendirmeye çalışıyorum.Ama sadece kendimi kandırıyorum.

4 tane sınavım kaldı.Sınavları değil de sınavlardan sonrasını düşünüyorum.Evlenecek çocukluk arkadaşımı düşünüyorum.Mezun olacak arkadaşımı düşünüyorum.Acaba ben,dünya denen bu fotoğrafın neresindeyim.Ah bir çözebilsem…

Ve Yeni Blogunda

Bir kaç gündür kendime yeni bir stres gerekçesi edinmiştim.Artık profesyonelleşmek istiyordum yazma konusunda.Ve tam da sınavların başladığı zaman aklıma bunun için bir adım atmam gerektiği fikri geldi.Fikir icraata dönüştü.İşte karşınızda:www.tarikbal.com.Biraz uğraştırdı tabi ki her site gibi.Ama,şu anda yeni sistemime ilk yazımı girerken,içimdeki heyecanı sizlerle paylaşmak;yaptığım uğraşları tatlı birer yorgunluğa dönüştürüyor.

Sınav zamanı olduğunu söylemiştim.Hatta bundan önceki yazımda içimden hiç ders çalışmak gelmiyor demiştim.Hala devam ediyor bu duygu.Dün akşam ilk kez bir sınavı önemsemedim ve o sınava çalışmadım.Ama olsun,yine de,gece bu vakitte işimi bitirmenin verdiği rahatlıkla uyuyup,yeni güne yine rahatsız olarak uyanacağım.Herkese iyi geceler.

Dört

bir şarkıya takılmışsan
üstüne çökmüşse sözleri, yanında hüzün
ruhuna ucundan dokunmuşsa,
kararmışsa gün gibi aydınlık yüzün
her telefon çaldığında
karşındaki yine bir başkasıysa
ağlamak, beklemekten çok kolay
bir parça bile umut kalmadıysa

ahh kaybolan
el değmemiş ruhumdu kir tutmayan
ahh kaybolan
içindeki çocuktu yeri dolmayan

her gece yattığında
aklındaki sevgilin değil bir başkasıysa
ve her şeyi unutup uyumak istiyorsan
sığınmak için seçtiğin yer rüyalrınsa

her aynaya baktığında
karşındaki sen değil bir başkasıysa
ağlamak aldanmak kadar kolay
kendine bile bakacak yüzün kalmadıysa

ahh kaybolan
el değmemiş ruhumdu kir tutmayan
ahh kaybolan
içindeki çocuktu yeri dolmayan

görmüyor musun kabuk bağlamıyor kanattığın hiçbir yaran
hiçbir zaman geri dönmüyor kaybettiğin onca insan
saat dört olmuş arıyorsun çaresini hüznün kederin
acıdan başka dermanı yok ki boşvermiş bünyenin..

Ben Bir Rüya Gördüm

Hiç Garip hislerle uyandığınız,gerçekçi bir rüya gördünüz mü?Ben bu sabah böyle bir rüyadan uyandım:Sözleniyordum.İşin asıl ilginç tarafı bir akraba ile sözleniyor olmamdı.Biraz uzak bir akrabalıktı ama olsun.
Yıllarca akraba evliliği düşünen insanlara kızmışımdır.Ama bu sefer hoşuma gidiyordu işte,nedenini benim de bilmediğim bir şekilde.Sanırım güvenilecek insanı dışarıda bulmanın zorluğunun dayanılmaz iç sancıları benim bu rüyadan hoşlanmama neden oldu.Güvenemiyorum dostlarım.Dün yakın bir dostuma da söyledim ya:”Benim gibi bir kızla birlikte olmak istiyorum.”Sadece benim gibi…

*******************

Yazmam gerekiyor sanırım.Sınavlarım başlıyor ve ben hiç hazır değilim.Derse oturuyorum.Beş dakika sonra bir bahane bulup kitabın başından kalkıyorum.Bu hiç hayra alamet değil.Hadi hayırlısı…

Mutlu Olmak İçin

Kapıyı aralyıp onu gördüm
Bir başkasıyla yatağımda
Son sözleri hala kulağımda
Bu ilk kez değildi dedi bana

Dokunup hissettiğim kadını
Bana ait mi sanarken
Artık bildiğim tek bişey vardı
Açıydı dünyanın diğer adı

Mutlu olmak için
Sevmek için
Görme, İşitme

Mutlu olmak için
Sevmek için
Bilme, hissetme (çok düşünme)

Ceketi alıp sokakta kayboldum
Artık yalnız bir adamdım
Yoldan bir taksi çevirdim
Köprüye vardığımda trafik tıkandı

Her yerde kameralar vardı
Biri atlıyordu belli ki
Onu izlerken farkettim ki
Hayatta kalmak kafiydi

Mutlu olmak için
Sevmek için
Görme, İşitme

Mutlu olmak için
Sevmek için
Bilme, hissetme (çok düşünme)

Nevizade Geceleri

giden her sevgilini ardından,
hep biz olduk el sallayan,
haykırsak duyarlar mı sesimizi,
hangi sevdadan galip çıktık ki.

yürüyoruz sesiz ve kederli,
nevizade geceleri,
inletiyoruz her çıkışında,
istiklal caddesini.

boşuna çekilmedi bunca çile,
içiyoruz gündüz gece,
haykırdık duymadı ama hiçkimse,
peşindeyiz heryerde.

zaten aşklar hep yalan dolan,
sonu hep acı hüsran,
bize her sevdadan geriye kalan,
sadece galatasaray.

Cıvıttığım düşünülmesin lütfen.Yazılanlar tamamen gerçektir.

Yastığımdaki Çukur

Bilerek mi yanına

almadın giderken

başının yastıkta

bıraktığı

çukuru


Güveniyordum

oysa ben sevgimize

vapur iskelesi

ya da tren istasyonundaki

saatin doğruluğu kadar



Beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur


Sunay Akın

Beş Dakika

Gökyüzünün ağlamaklı olduğu bir gecenin sabahına doğru varırken,aniden,üzerinde uyuyakaldığın çekyattan kalkarsın.Etrafına bakınır,gözlerini ovuşturursun.içinde ani bir sızı belirir ve sevgilinin yokluğu o anda üstüne çöker.Yataktan bir hışımla fırlarsın,çakmağını ve sigaranı arar,az ilerideki masanın üstünde olduğunu farkedersin.Yatağa geri döndüğünde sigaranın tütününü sevgilinin ,yaz akşamlarında,portakal bahçelerinde gezinirken duyduğun;insanın içini kıpır kıpır eden o kokusunu ,son defa koklarmış gibi koklar ve içinde yanan ateşi söndürmek istercesine sigaranı yakarsın.İçinde duyduğun acıyı beş dakikalığına da olsa depreştirmek için yapılan bu çaba her zaman olduğu gibi,senin için yine etkisiz eleman olacaktır ama sen o beş dakikada onu unutmanın verdiği haz ile gözkapaklarını kapatıp uyumak için kendine fırsat yaratacaksın yine onsuz olacak bir sabaha uyanmak için.