Bir Maç Günü

27 Kasım 2009 tarihli Bursaspor-Galatasaray futbol müsabakasını,Galatasaray tribününe bilet bulamadığım için,Bursaspor tribününde izlemek zorunda kaldım.Buraya kadar herşey normal.Ancak maç başlamadan yarım saat önce başlayan tezahüratlar ve sloganlar beni bir kez daha Bursaspor taraftarından soğuttu.

Şöyleki daha maç başlamadan kenardaki Galatasaray tribününe olmadık hakaretleri yaptılar.Her türlü küfürü ettiler.Bununla da yetinmediler,maç boyunca sıklıkla tekbir sesleri getirerek futbolun amacını aştılar.Bana en ilginç gelen şeylerden birisi de bayan seyircilerin de sıklıkla kötü tezahürata ve tekbir seslerine eşlik etmesiydi.Bayanların futbolu güzelleştirmesi gerekirken,çirkinliklerin içinde boğulup gittiler.

***********

Domuz gribi aşısı için her kafadan bir ses çıkıyor.Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın,kameralar karşısında aşı olmasından sonra;Başbakan Erdoğan’ın aşı olmayı düşünmediğini(!) açıklaması kafalarda soru işaretlerine neden oldu.Doktorlar bu aşının yapılmasını önerselerde aklımızdan çıkarmamız gereken şeyler var:Mesela  bunlardan ilki,bu aşının  Dünya tarafından tam kabul görmemiş olması…Uygulayan ülkelerin yanında,bu aşıyı reddeden bir çok ülke var.İkincisi ise aşının yan etkilerinin çok ağır olması.Yine de karar sizin.

Yine Yalnız Bir Bayram

Yine kendimde olmadığım bir zamanda bloğa birşeyler yazmışım.Hiç hoş değil bu durum.Biraz toparlanmam gerek.Bu bayram yalnız olmam belki bana yarayabilir.Sevmiyorum yalnız bayramları aslında.Koskoca görükle hayaletli kasabalara benziyor.İnsan görünce yüzünüz gülüyor.Ama olsun yine de yalnız olmak güzeldir,her zaman olduğum gibi…

Bütün gücümle tezin üstüne yoğunlaşmaya çalışıyorum ama nafile.Sürekli bir engel çıkıyor.Yarın da Bursa-Galatasaray maçı var.Gidip izleyip kafa dağıtmak istiyorum.Umarım yer bulurum.Ayın 4 ü ile 6 sı arası yine iş var.8 i ile 12 si arasında ise Antalya-Belek…Umarım istediğim gibi olurda biraz kafa dinlerim…

Son’a Doğru

Odaya giriyorum. İki tane doktor, üzüntülü görünmeye çalışarak bana bakıyorlar. Onların bu tip hastalıkları, artık ne kadar doğal kabul ettiklerini düşünerek karşılarına geçiyorum. Bana tedavi sürecini anlatmaya başlıyorlar. Öncelikle profesyonel destek almam gerektiğini, bunun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu anlatıyorlar. Anlattıklarına konsantre olmaya çalışsam da nafile… Dayım geliyor aklıma bir parça kalmış bedeniyle. Bir hastalığın bir insanı nasıl bu hale getirdiğini anlayamayarak; biraz da bu durumdan korkarak yeniden doktorlara dönüyorum. Bana iyileşen hastaların fotoğraflarını gösteriyorlar. Yaşamlarının ne kadar yolunda olduğunu… Benim de savaşmam gerektiğini…

Anlatılanları daha fazla dinleyemeden çıkıyorum hastaneden yapılan itirazlara aldırış etmeden. Yapmak isteyip de yapamadığım o kadar çok şey var ki, hangisinden başlasam diye düşünerek eve yürüyorum.

Ve Sınavlar Başlasın

Chp’nin Onur Öymen konusunda ne yapacağını çok merak ediyordum.Parti içinden kendisinin istifa etmesi gerektiğine dair çağrılar yapılmasına karşın;bugün yapılan grup toplantısında kendisine tepkisini dile getiren Divriği Kültür Derneği başkanına,sırf Onur Öymen’e tepki gösterdi diye,parti grubunda yapılanlar,bana bir hayli ilginç geldi.Bu da bende Chp’nin Onur Öymen’in arkasında olduğu izlenimini arttırdı.

**********

Uludağ Üniversitesi’nin aldığı ilginç bir kararı anlatmak istiyorum şimdi sizlere.
Normalde Uludağ Üniversitesinde yapılan vizeler kurban bayramı tatilinden hemen önce bitirilir ve öğrencilerin bayramda aileleriyle birlikte vakit geçirmelerine olanak tanınırdı.Ancak bu sene vize sınavlarının bayramı ortaya alacak şekilde ayarlanması bütün öğrenci kesimlerince tepkiyle karşılandı.Uzun lafın kısası bayramda Bursa’dan bir yere hareket edemiyoruz.

**********

Bir anda kendimi inanılmaz bir koşturmacanın içinde buldum.Aylardır ne yapacağıma karar veremediğim tez mevzusu,sınavların başladığı şu zaman diliminde iyice bastırdı.Elimden geleni yapacağıma dair hocaya söz verdim ama açıkçası çok fazla umudum yok.

Sınavlar Geldi

Mecliste tartışmalar sürerken ben de gündeme yabancı kalmamaya çalışıyorum.Chp hala bir antitez üretebilmiş gibi görünmüyor.Mhp’nin elinde milliyetçilik,türkçülük tezi var.Kendilerine göre haklılar veya değiller.Ancak Chp hala neye karşı olduğunu anlatabilmiş değil.O kadar çaresiz görünüyorlar ki,geçmişte yaşanan acılarla övünüyorlar.

*********

Bin bir hevesle gidip bir şişme yatak aldım.Ama  hiç memnun değilim.Şişirmesi bir dert,yatması ayrı bir dert.İhtiyacınız yoksa eğer,benim gibi boş heveslerin peşinden koşmayın derim.

*********

Son senenin ilk sınav dönemi kapıda.Yine uzun ve uykusuz geceler bizleri bekliyor.Belki okul bitince sınavları bile özleriz.Kim bilir…

Bir Tek Sürpriz

Gözlerine bakıyorum,gitme diyorum:Faydasız…Gitmekte kararlı.Saat akşamın 9’u.Bilmediği bir şehirde,bir yere gidemez.Ben gitmeye niyetleniyorum.Tutuyor kolumdan,gitme diye yalvarıyor.Ev tek göz:Bir tane yatak var.Beraber uyuyalım diyor,son bir gece…Gideceğim diyorum,hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor.Sakin kalmaya çalışıyorum ama başaramayacağımı  biliyorum.Gidip yanına oturuyorum.Gitme diyorum,ne sorunumuz var bizim?Sana küfür etmiyorum,sana saygılı olmaya çalışıyorum.Ne bekliyorsun hala benden.Ağlaması şiddetleniyor.Daha fazla dayanamayıp ben de ağlamaya başlıyorum.Sarılıyor bana.Yatıyoruz öylece iki ayrı yabancı,iki aynı yatakta.Gitme…Hıçkırıkları şiddetleniyor:Ağlıyorum,ağlıyoruz…

Uyandığımda ağlıyordum.Böyle bir deneyim yaşamış olmak insanı üzüyor.Sanırım çok fazla kötülük yaptım geçmişte.Bunun karşılığını da görüyorum ve göreceğim.

**********

Benim hayatım boyunca özlemini çektiğim ender şeylerden birisi de sürprizlerdir.Şaka gibi ama geçmişime dönüp baktığımda bana yapılmış hiç bir sürpriz hatırlamıyorum.Ne ailemden,ne arkadaşlarımdan ne de sevgililerimden…Bildiğim birkaç sürpriz var,ancak onlar da siyasetçilerden ülkeye yapılmıştı.Hala beni şaşırtırlar.

Eğitim Şart

Dün mecliste Türkiye tarihinin tabularını yıkan bir görüşme yapıldı.Aylardır konuşulan açılım paketi meclis gündemine ilk kez girdi.Bu durum meclis açısından tarihi bir gün olduğu kadar,utanç duyulacak bir gün olarak da tarihe geçti.Kavgalar küfürler havada uçuştu.

***********

Ancak ben olayın açılım tarafına değil başka bir yönüne değineceğim.Halkı temsil etmek adına meclise giren bu insanlara artık bir sınır konulmalı.Milletvekili olmak için belli kriterlere sahip olunmalı.Yoksa,bu lordlar meclisiyle bu iş yürümeyecek.Düşünsenize meclis de bilgisiyle,kültürüyle milletvekili olan kaç tane milletvekili var?Bu milletvekillerinin çoğu parasıyla o sıralarda oturuyor.Bu kriterler genişletilirse,en azından dünkü gibi görüntüleri görmek zorlaşacaktır.

***********

Bu tez işi olmayacak sanırım.Yavaş yavaş ümidi kesmeye başladım.Açıkçası bu dönem ki dersler de beni bir hayli korkutuyor.Çalışmaktan derslere gidemedim.İşim olmadığı zaman da hep bir bahanem oldu.Okul uzasın istemiyorum.

Umudun Bittiği Yer

Benim bu ülke için yakın zamanlara kadar hep umudum olmuştu.Ancak umutlarımı kaybetmeye başladım artık.Mesele artık sistemde de değil,mesele artık insanlığımızda.Şöyle ki:Şanlıurfa’da dört yaşındaki küçük bir çocuk köyünde yaşamını yitiriyor.Ailesi de vefat eden çocuğu defnetmek için gerekli olan ölüm raporunu almak için kollarındaki minicik cansız bedenle,şehre geliyor.Buraya kadar sıradan bir hikaye.Ancak aile şehre geldikten sonra tam beş tane hastane geziyor ki çocuklarına ölüm raporu alabilsinler.En sonunda durumu fark eden basın mensupları olayı görüntülemeye başladıktan sonra bir hastane görevlisi tarafından içeri çağırılıp,ölüm raporu veriliyor.Yazık bu ülkenin insanlarına.

***********

Yine okula gitmediğim ve evde zaman geçirip,arkama dönüp baktığımda eller tutulur bir şeyler yapamadığım bir gün geçirdim.Allah’tan şu pes denen bilgisayar oyunu var.Yoksa dışarıyı görmek nasip olmayacak.Bir sorun var ki,hala nasıl üstesinden geleceğimi bulamıyorum:Tez’e hala başlayamıyorum.Başlasam belki sorunu halledeceğim ama her seferinde kendime o büyük bahanelerimden birisini bulup vazgeçiyorum.İçten içe okulun uzamasından korkuyorum ya,neyse.

***********

Bugün Hazal’ın bloğuna girdiğimde çok güzel bir yazıyla karşılaştım.Hazal’ın diğerlerinden farklı bir özelliği var:Daha önce, kendi isteğiyle,hiç sevgilisi olmamış.Onun bakış açısından ,kendisinden de izin alarak, bu yazıyı burada paylaşmak istiyorum.

Benim anlayamadığım şeyler var!

O zaman onun gözü senin gözün olur…Onun sevdiği senin sevdiğin nefret ettiği ise tiksindiğin…Bir gülüşü gülüşün olur,ağlaması gözlerini doldurur…Herkesi bir yana bırakıp sadece ondan bir mesaj yada başka şeyler beklersin…Yalnız kalmak ve bakmak istersin…Bazıları öpmek ister bazısı uyurken izlemek…
Bazısı çiçek getirir bazısı dile gelir…Onun imparatorluğunda başlar gönüllü köleliğin…Bir süreliğine bakış açını ona endekslersin…Beyninde düşünecek hiçbir konuya yer vermezsin…Metroda yolda havada karada düşünür ve sebepsiz gülümsersin…
Böyle başlıyor sanırım…Sanırım diyorum çünkü bilmiyorum…
Sonra birden sen en zirvedeyken bir anda seni bırakır…Yere çakılırsın…Ağlarsın…Belki arayıp sorarsın…Uyuyamazsın belki bir şeyler yazar belki bir arkadaşını ararsın.Her zaman aklındadır…Nereye baksan o vardır…
Başka haller içinde olur halin…
E şimdi madem bu işler böyle yürüyor, genelde sonu hüsranla bitiyor da,neden hala insanlar arayıp duruyor…
Benim için en büyük tabu budur…
Kazandırdıkları ve kaybettirdikleriyle aşk büyük ve içinden çıkılmaz bir oyundur…

HAZAL ÖZELMAS

Daha Çok Benden

Bloğumun genel görünümüne şöyle bir baktığımda farkettim ki ekim ayının sonundan beri doğru dürüst yazmıyorum.Yazmamak için ne kadar bahane bulsam  da,kendimi kandırdığımın farkındayım.Bu kandırmacalara son vermek adına,biraz kendimi toparlamak adına birşeyler yazmak istedim.

***********

İnsanların neden kendini çalışmaya verdiğini yavaş yavaş anlamaya başlıyorum.İnsan kendini unutuyor çalışırken.Hele bir de çalıştığınız iş biraz yoğunsa,çalışmaktan düşünmeye vaktiniz kalmıyor.Hele ki kafamın dolu olduğu şu günlerde çalışmak iyi geldi diyebilirim.

************

Bu yoğun çalışma saatlerinden dolayı gündemi hiç takip edemedim.Bildiğim tek birşey var:O da açılım sürecinin hala çok sancılı olduğu…Açılım yazımın hala arkasında olduğumu söylemek istiyorum.Toplum gizli ve büyük bir bölünme içinde.Bunu anlamak için gündemi takip etmeye gerek yok sanırım.

************

Domuz gribi emin adımlarla yolunda ilerliyor.Hala bu gribe yakalanıp yakalanmadığımızı nasıl anlayacağımızı çözebilmiş değilim.Bir sürü kafa karıştırıcı açıklama yapılıyor.Mesela benim göğsümde biraz ağrı var.Her kış olduğu gibi kuru öksürüklerim devam ediyor.Şimdi ben domuz gribi miyim,değil miyim?Gerçekten sinir bozucu bir durum.Benim gibi hastalık hastalarının başına dert oldu bu virüs.

************

Cumartesi sabahı işe giderken kalkıp bir yazı yayınlamışım.Neredeyse,yazdığımı hiç hatırlamıyorum.Öğleden sonra tesadüfen farkettim.

************

Lütfen yazı düzenimi Yılmaz Özdil’e benzetmeyin.Çünkü onun kadar kötü yazdığımı söyleyen çıksa oturup çocuklar gibi ağlarım.Benim aralara yıldız koymamın tek nedeni konudan konuya atlamam.

************

Sanırım bu aralar kafamdaki bir kaç öyküyü yazıp yayınlayacağım.Özellikle geçen sene tek başıma kaldığım o küçük odayı anlatmak istiyorum.Oradaki yalnızlığımı…Çok mu basit olur?Basit olsa da pek önemsemeyeceğim.Sadece insanların benim yalnızlığımı birazcık anlaması yeterli.

Yorgunum

Sabahın bu vaktinde insanlar uykularının en güzel yerindeyken kalkıp işe gitmek çok zor geliyor.İş ne kadar eğlenceliyse de bir o kadar yorucu ki,gitmek istememin asıl sebebi bu zaten.Ancak eğlenceli olması da bir o kadar gitmem için bahane.

Dün akşam kongrenin gala yemeği vardı.İnsanlar ne güzel eğleniyorlar.Dans eden çiftleri görünce hem üzüldüm hem de hoşuma gitti.Ne kadar güzel anlaşıyorlar,aralarında ne kadar güzel bir uyum var.Hele gala da Serap Yenici diye bir kadın sahne aldı ki,kendisi beni benden aldı.Mükemmel bir ses ve harika slow şarkılar.Bu aralar ihtiyacım olan şey böyle müzikler değil ama olsun.Mükemmel bir akşamdı.Şimdi de kongrenin son günü için evden bir an önce çıkmam gerek.Daha yapacak çok iş var!!!