Tez Bitti

Nasıl bir rahatlık içinde olduğumu anlatamam.Aylardır kafa yorduğum tezi sonunda teslim edip,sunumumu yaptım.Geçerim ya da kalırım,ne olacağını bilmiyorum ama bitti sonunda.Şimdi ne olacağını merak ettiğim bir konu kaldı.Daha doğrusu beklediğim ya da bekleyip beklemediğimi bilmediğim bir sürpriz…Her zaman ki gibi boşa sürpriz beklemekle birlikte beklemeye devam…

Sefarad – Seni Ne Çok Sevdiğimi

Sefarad’ın son albümünden çok hoş bir parça.Düğün töreninde gelinin gözlerinin içine bakarak söylenebilecek bir dans müziği…Daha ne olsun.

Şimdi hangi rüyadasın, neredesin kim bilir
Seni ne çok sevdiğimi bir ben bir Allah bilir
Hiçbir zaman görmesem bile bildiğini bilmesem de
Seni ne çok sevdiğimi bir ben bir Allah bilir
Bu aşk hiçbir zaman bitmez o bakışlar silinmez
Seni ne çok sevdiğimi hiç kimseler bilmez
Seni hep düşündüğümde öptüğüm aklıma gelir
Seni ne çok sevdiğimi bir ben bir Allah bilir
Bana dokunduğun günü kalbime konduğun o günü
Sanki bugünmüş gibi hatırlarım sevgilim
Seni ne çok sevdiğimi anlatamam sevgilim

Yazmak İstemiyorum

Yazmak istediğim için değil,canım sıkıldığı için yazmak istedim bugün.Son iki haftadır olduğu gibi yine içki şişesi masanın bir köşesinde.Ayık gezdiğim zaman,yaşanan depremin artçılarını hissedeceğimden korkuyorum.Hastalığıma biraz dokunsa da  seviyorum bu meredi.Hele arka planda da Farid Farjad’ın o eşsiz kemanını duyuyorsam,bir kaç damla da göz yaşı dökmeyi hakediyorum sanırım.

*********

Harika bir tatil geçirdim.Ne kadar özlemişim Akdeniz’imi.Görür görmez duygulandım o mavilği sonsuzluğa uzanan eşsiz denizi.Kendisinden ödünç aldığım bir emaneti ne zamandır cüzdanımda taşıyordum,sırf kendisine geri iade edebilmek için.Emaneti aldığındaki o gürlemesini  hayatım boyunca unutabileceğimi sanmıyorum.Gerisi mi?Gerisini pek hatırlamıyorum.Telefonumu kapattım ve koca 1 haftanın nasıl geçtiğini anlayamadım.

*********

Rüyalar bile garipleşti.Sabaha karşı , Ya Allah belanı versin diyerek  ya da Allah korusun diye mırıldanarak uyanıyorum.Gayet ironik değil mi…

Hangi Demokrasi

Mehmet Tezkan’ın 1 Aralık 2009 Tarihli yazısını okuyanlar,demokrasinin zaafları konusunda yeterince düşünme fırsatı bulmuşlardır. sanıyorum.Mehmet Tezkan diyor ki:

“Siyasetçilerin ağzından düşürmediği sözdür.. Sıkışınca ‘halka gidelim, halka soralım. En doğru kararı halk verir. Halkın sarsılmaz sağduyusu doğru rotayı çizer’
Beylik söylemdir..
Ben de her seferinde halk ne bilsin ki derim..
Acayip bozulurlar..
Ne yani derler, halkı cahil, bir şeyden anlamız tebaa olarak mı görüyorsun..
Hayır derim.. Halk her şeyden anlamaz.. Bazı şeyler halka sorulmaz..
Mesela Anayasa halka sorulmaz..
Oy kullanacakların tümü hukukçu mu ki 75 maddenin şöyle, 112 maddenin böyle olması için oy kullansınlar..
Çok beğendik veya beğenmedik desinler..
*
Seçmen, 1982 Anayasası’nı yüzde 92 ile onayladı..
Bu, o Anayasa’nın ucube olduğu gerçeğini değiştirir mi?
Ne çekiyorsak, abuk sabuk yazılan Anayasa’dan çekmiyor muyuz?
Eee..
Hani her zaman en doğru kararı halk verirdi!.. ”

Halkın her zaman doğru karar vermediğini yakın tarihimizde bir çok defa gördük.Mehmet Tezkan 82 Anayasasını örnek vermiş,çok da iyi yapmış,ancak bunun gibi bir çok örnek saklı geçmişimizde.Buradan yola çıkarak sormak gerekiyor.Demokratik bakış açısı sadece halka indirgenebilir mi?Peki çoğunluğun gerisinde kalan azınlıklar hangi güvencelere sahip olacaklar?Demokrasi o insanların güvencesi değilse,nedir onların güvencesi?

Bugün bütün dünya İsviçre’de ki minare yasağını konuşuyor,Eğer demokrasiden anladığınız halkın iradesiyse buyrun size demokrasi.Yüzde elli yedi gibi bir çoğunlukla minareler yasaklansın sonucu çıkıyor.

Sonuç olarak söylemek istediğim şu.Sistemin yürümesi için duygusallıktan uzak,geniş bir açıdan bakmak,siyasetin olmazsa olmazlarındandır.Demokrasi’yi bu geniş açıyla yorumlamak,bazen de halkı demokrasi kavramından ayrı tutmak gerekir.

Mazi Kalbimde Bir Yaradır

Sınıflar açıklanırken

Hemen yan tarafta gördüğünüz fotoğraf,Uludağ Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde çekildi.Sınav listelerinin,sınavdan yirmi dakika önce açıklandığı panoya hücum eden öğrencilerin yarattığı izdiham bazen ufak tefek yaralanmalara bile yol açabiliyor.İşin ilginç tarafı fakültede bulunan tek bilgisayar destekli panoyu kullanabilen olmadığı için bu sorunlar çıkıyor.Yirmi birinci yüzyılda bilimin ve teknolojinin yükselmesi gereken üniversitemizdeki  durum bundan ibaret.

************

Arkada Türk Müziği’nin ilk tangosu Dilek Türkan’ın sesinden hafif  hafif çalıyor :

Sarmadımsa da belden, geçmedim bu emelden
Bir hazin maceradır onu aldılar elden
Başkasına yâr oldu, eller bahtiyâr oldu
Gönlüm hep baştan başa viran bir diyâr oldu.

Sevgili Hazal,bana yeni bir müzik tarzı aşılıyor yavaş yavaş.Dudak büktüğüm bu şarkılar şimdi kendimi toparlarken büyük birer destekler bana.

************

Koskoca bayram evde oturarak geçti.Tezin bir kısmı bitse de,daha işin çoğu duruyor.Bugün Yalova’da olmayı çok istemiştim ama olmadı Bütün bunların arasında haftaya Antalya’da olacağım.Dinlenmem gerekiyormuş…