Monthly Archives: Mayıs 2010
Tartışılan Lider
Başbakan yine oldukça ilginç bir çıkışta bulundu. Anayasa değişikliği için “Churchill, Hitler’e karşı karada, havada denizde mücadele edeceğiz demişti. Biz de bu anayasa değişikliğine karşı Meclis’te, Anayasa Mahkemesi’nde, Rerefandum’da mücadele edeceğiz.” şeklinde demeç veren Baykal’a cevap olarak: “Sayın Baykal Eğer illa Hitler’e benzetecek bir siyasi figür arıyorsa kendi genel merkezlerindeki eski genel başkan fotoğraflarına baksınlar. Orada Führer’e özenip kendisine Milli Şef dedirtmiş genel başkanlarının Hitlervari bıyıklarının altından kendilerine gülümsediğini görecekler.” şeklinde yanıt veriyor.
*********** ***********
İsmet İnönü’nün kendisine “Milli Şef” denilmesinden ne kadar memnun olduğunu bilemem. Ancak “Milli Şef” sıfatı, 26 Aralık 1938′de toplanan Chp Olağanüstü Kurultayı’nda kendisine verildi. Aynı kurultay Atatürk’ü de “Ebedi Milli Şef” ilan etti.
İsmet İnönü’nün ne kadar büyük ve ne kadar iyi bir lider olduğu tartışılır. Hatta eleştirilecek çok sayıda politikası vardır: Varlık Vergisi, Bazı antidemokratik uygulamalar vs… Ancak ülkeyi II. Dünya Harbi gibi büyük bir kıyıma göndermemesi bile, başlı başına saygı duyulacak bir konudur.
Bir de unutmadan birisi Sayın Erdoğan’a bugün oturduğu koltukta İsmet İnönü sayesinde olduğunu unutmamalıdır.
1 Mayıs
1 Mayıs 1886 tarihinde Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma sürelerine karşı çıkarak, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bırakırlar. 4 Mayıs gününe kadar uzayan eylemler tarihte Haymarket Olayı olarak bilinen kanlı eylemle sona erer. Haymarket’de patlayan bomba sonucu ölen polislerin katilleri olarak suçlanan işçiler idam edilirler. 1889 yılında toplanan İkinci Enternasyonalde 1 Mayıs günü Birlik ve Mücadele Günü olarak kabul edilr ve 1 Mayıs tarihteki yerini alır.
************ ************
Türkiye’de ise bu süreç biraz daha uzun ve yorucu olur. Türkiye’de 1 Mayıs ilk kez 1923 yılında “İşçi Bayramı” olarak ilan edilir. Ancak bir yıl sonra hükumetin aldığı kararla,bu bayramda yapılabilecek kitlesel kutlamalar yasaklanır. 1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükun yasasıyla on yıl sürecek bir sessizlik başlamış olur. 1935 yılında “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun” adıyla çıkarılan düzenlemede 1 Mayıs günü “Bahar ve Çiçek Bayramı” adıyla resmi tatil ilan edilir.
Türkiye’de kitlesel çapta en büyük örgütlü 1 Mayıs’ın, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) öncülüğünde, dört yüz bin kişi ile taksimde yapıldığını görürüz. Bundan bir yıl sonra yapılan 1 Mayıs ise bugüne kadar ki hiçbir 1 Mayıs’a benzemez. Taksim meydanını dolduran beş yüz bin kişiyle Türkiye tarihinin en büyük kitlesel bayramı kutlanırken, Sular İdare’sinin üstünden ve İntercontinental Oteli’nin odalarından açılan ateş ve açılan ateşin yarattığı panik nedeniyle 34 yurttaş hayatını kaybeder. Yüzlercesi de yaralanır. Olay tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçer.
“Kanlı 1 Mayıs”ın ardından 80 darbesine kadar 1 Mayıs legal ve illegal olarak kutlanmaya devam etti. Darbenin hemen ardından cunta yönetimi 1 Mayıs’ı tatil olmaktan çıkardı. Bu durum 2009 yılı Nisanı’na kadar devam etti. 2009 yılında kabul edilen yasayla 1 Mayıs yeniden resmi tatil ilan edildi.
Ve nihayet 2010 yılı 1 Mayıs’ı için Taksim işçilere tahsis edildi. Yılın 364 günü sömürülen İşçi Sınıfı’nın yıllar sonra isteği yerine getirildi. Şimdi bakalım sorunsuz bir 1 Mayıs geçirebilecek miyiz. Bütün İşçilerin bayramı kutlu olsun.





1 Mayıs, tam da beklenildiği gibi, kazasız belasız geçti. Ancak 1 Mayıs’ın diğer senelerden daha coşkulu ve sakin geçmesinin tek nedeninin İstanbul Emniyet Müdürü koltuğunda oturan isimin değişmesi olduğunu söylemek mümkün. Eski emniyet müdürü Celalettin Cerrah’ın İstanbul’a atandığı tarih olan 4 Mart 2003 tarihinden sonra altı tane 1 Mayıs yaşandığını düşünürsek ve bu altı 1 Mayıs’ın tamamında da sorunlar çıktığını hesaba katarsak, sanıyorum sorunun kaynağını bulmuş oluruz.