İyi Bir Yazar Olmak İçin

Türkiye’nin en çok satan haftalık dergilerinden birisinin bir sayfasını açtım. O sayfada yazan adam da bu ülkenin en çok okunan insanlarından birisiymiş. Yazıyı okumaya çalışırken baktım ki zorlanıyorum, yazıya yoğunlaşamadığımı düşünüp en başından bir daha okumaya başlayınca sorunun bende olmadığını anlayıp derginin kapağını kapattım ve başladım ben nasıl iyi bir bir yazar olurum diye kendime sorular sormaya.

Kafamdaki sorulara hep aynı cevabı verdiğimi farkettim: Okuyarak… Okumak dediysem Orhan Pamuk’un gençliğinde yaptığı gibi önüme gelen bütün kıitapları yutmak değil kastım. Her ne kadar çok okumak gerekiyorsa da okuyacağım şeyleri “seçmek” isterim. Çünkü seçici davranmazsam, diğer bir çok yazarın yaşadığı gibi, ileride okumakla ilgili sıkıntılar çekebilirim. İnsan çok okumaktan sıkılır mı demeyin. Bir sene içinde çıkan binlerce kitabı konusuna bakmadan, yazarın dilinin iyi olup olmadığını araştırmadan, kitabın ilginizi çekip çekmeyeceğini düşünmeden alıp okuduğunuzu düşünün. Bu belki kısa vadede size büyük bir kazanım sağlayacaktır ama uzun vadede kitaplara karşı büyük bir ilgisizlik yaşayabilme ihtimalinizin yüksekliği konusunda bir çok insanın benimle aynı fikirde olacağına inanıyorum.

Bir de yazabilmek konusu var tabi. Her ne kadar Buket Uzuner, Kumral Ada Mavi Tuna kitabında konuşturduğu şair dayısının ağzından:
-Önemli olan konuyu toparlayıp kahramanları yaratmaktır. Gerisi teferruattır. dese de yazma işinin yetenek işi olduğu konusunda çoğunluk hemfikirdir sanırım.

Ama yetenekle beraber var olması gerek bir şey var ki, bence ne kadar yetenekli olunursa olunsun, o şart yerine gelmeden en büyük yetenekler bile zaman içinde kaybolur gider: Disiplin… Ne kadar yetenekli bir yazar olursanız olun, eskilerin tabiriyle ” Kıçınız yer tutmuyorsa” iyi bir yazar olamıyorsunuz. Bugün Jack London’dan Hemingway’e, Satre’dan Pamuk’a kadar bir çok yazar başarılarını, yeteneklerini disipline etmelerine borçludurlar. Bu insanlar saatlerce oturup sadece birkaç cümle yaratsalar bile, kendilerini bir düzene alıştırmadan bugün oldukları insanlara dönüşemezlerdi.

Okumak, yetenek ve disiplinden bahsettikten sonra son bir gereklilik  kaldı zorundalığına inandığım: Sabır… Bir yazar adayı yetenekli de olabilir disiplinli de. Ama bu iki kavram sadece yeşil sahadaki iyi bir futbolcu gibi açıklanabilir. Eğer kenarda iyi bir teknik direktör yoksa en iyi futbolcudan bile randıman almakta zorluk yaşarsınız. İşte o teknik direktör sizin sabrınızın ta kendisidir. Yıllar boyunca çalışıp sonunda bir kitap yazabilirsiniz. Ancak o kitabı yayımlatmakla ilgili problem yaşayabilirsiniz. Kitabı yayımlattıktan sonra beklediğiniz ilgiyi görmeyebilirsiniz. Sonuç her ne olursa olsun yazmaya devam etmek ve hep bir sonrakini düşünmek; sabredip azmedip başarıyı kovalamak gerekir.