Mersin İş Piyasası Hakkında

Yok inatla Mersin’de kalacağım diyorum. İstanbul’da, Bursa’da bu kadar iş imkanı varken ben tutturmuşum burada kalacağım diye. Ama bu şehirde gerçekten iş yok. İş olsa bile kaliteli, kurum kültürü olan yani kısacası şirketine emek veren işçiye hak ettiğini veren bir yer yok. Mersin emek piyasasındaki işverenlerin beklentileri şu şekilde: Adam gelsin benden iş istesin. Bu kişi üniversite mezunu olsun, mümkünse iyi derecede ingilizce bilsin, yurt dışı görmüş olsun. Ama benim verebileceğim  rakam asgari ücret. Yanlış anlamayın küçümsemiyorum asgari ücreti. Hatta kurum kültürü olan ve bana birşeyler katabilecek bir yerde çalışsam hiç gocunmam 6 ay çalışırım o paraya. Ondan sonra zaten benim ücretimi şirket arttıracaktır. Ama kaba tabirle beş kuruş etmez şirketler var ve bu şirketler sizi ne kadar ucuza maledebileceğine bakıyorlar. Hem de sen istediğin kadar onlar için çalış çabala.

İşte bu yüzdendir ki Mersin’de kurum kültürü olan, en azından yaptığınız işe saygı gösterecek yerlere iş başvurusu yapıyorum. Ha alırlar ya da almazlar. Eğer almazlarsa gider başka şehirlerde deneriz şansımızı. Ama en azından idealistliğimizden vazgeçmeyiz.

Askerlik Üzerine

Bu ülkenin aslında en önemli meselelerinden birisidir bu askerlik olayı. TC Anayasa’sının ilgili hükümlerine göre 20 yaşına gelen her türk erkeği askerlik yoklamasını yaptırır. Şöyle bir incelenirsiniz askerliğe elverişli misiniz değil misiniz diye? İncelenirsiniz derken lafın gelişi tabiki. Siz sorununuzu söylemediğiniz sürece onlar göz yummayı tercih ederler. Neyse…

Ben olaya şu yönüyle bakmak istiyorum: Üniversite bitirmemiş bir insanın 15 ay gibi uzun bir süresini askerliğe feda edilmesi beklenir. Bu düzgün bir insanın yaşantısını değiştirebilecek uzunlukta bir süredir. Mesela bir insan bu sürede İngilizce biliyorsa rahat rahat unutabilir askerlik yaparken. Ya da elinden herhangi bir iş geliyorsa bu işe olan uzmanlığını kaybedebilir. Ama kabul de etmek gerekiyor ki öyle insanlarla askerlik yapıyorsunuz ki keşke uzun dönem askerlik 30 ay olsa diyorsunuz. Çünkü bazı tipler o kadar kontrolden çıkıyor ki onların bu toplumda bir birey olmasını düşünmek bile istemiyorsunuz. İşte ben de bu insanları gördükçe üniversite okuduğuma şükür ettim.  Hatta bana ilk kez bir katkı sağladı bile diyebilirim. Sanırım bu işin bana kazandırdığı tek şey bu insanları, kısacası ülkemi bana tanıtması oldu. Tabi ki biraz da sabır o kadar.

Askerliğini kısa dönem yapacak arkadaşlarıma şunları söylemek isterim: Her şeye hazırlıklı olun çünkü hayatınızda hiç göremeyeceğiniz tipleri burada göreceksiniz. Herkese çok yüz vermeyin zira ben o çizgiyi çoğu kez kaybettiğim için canım bir çok kez sıkıldı. Bir de insanları kullanmaya alışın. Evet itiraf ediyorum ki çok insan kullandım askerde ancak bu köprü ayı, dayı fonksiyonu askerliği biraz da olsa rahat yapmanıza olanak sağlayacaktır.

Not: Üzerine konuştuğum uzun dönem güruhun tamamı kötü değildir. Hatta o kadar temiz insanlar gelir ki onlara üzülürsünüz. Yani her uzun dönem kötü değildir.

Ben Geldim

Eskisi kadar yazamıyorum artık. Hayır sadece Blog’a yazı girişi ile alakası yok söylediğim şeyin. Eskiden klavyenin başına geçtiğimde aklıma yazacak türlü şey gelirdi. En azından siyaset ile ilgili birşeyler yazardım ki zaten görülebileceği üzere yazılarımın büyük çoğunluğu o zaman ki politikalar üzerine .Ama farkediyorum ki bu ülkede politika yazmakta da bir sıkıntı var: Düzenin sürekli aynı işlemesi. Siyasette yeniliklere o kadar uzağızki yıllardır aynı eksende, sürüp gidiyor: Kürt sorunu, eğitim, sınav skandalları gibi konular günlük hayatımıza sıkışmış kalmış. Neyse sanıyorum ben artık biraz da olsa iş ararken hangi yollara başvurduğumu ya da mülakat deneyimlerimi anlatacağım. Pek tabi bu konular haricinde de aklıma yeni şeyler geldikçe yazacağım.