Köşe Yazıları
Mucizenin Belgeseli
Şub 19th
İki gün önce Kanal D Ana Haber Bülteni’nde yer alan bir haber izleyenlerin tüylerini diken diken etti.
İstanbul’da yaşayan Bekir Tunçlu ve ailesi, asgari ücretle hayatını idame ettirmeye çalışan bir işçi ailesi. Bekir Tunçlu’nun aldığı ücret 580 liranın biraz üzerinde. Ancak kirada oturan Tunçlu ailesi 450 lira kira veriyor.Faturalarla birlikte bu rakam 650 lirayı buluyor. Yiyecek bulmak içinse pazarları çalışmak zorunda kalıyor Bekir Tunçlu. Köyden ailesinin gönderdiği bakliyatlar da geçinmelerine yardımcı oluyor.
*********** ************
Sayın Başbakan sürekli olarak kendi dönemlerinde asgari ücretin alım gücünün yükseldiğini söylüyor. Asıl mesele asgari ücretin alım gücünün yükselmesinde değil, gelir dağılımında adaletin sağlanmasındadır. Bu sosyal devlet olduğu anayasasında belirtilen bir ülkenin öncelikleri arasındadır ve bir an önce bu konuya el atılmalıdır.
Şaşkınlar
Şub 16th
Bu ülkede bazı olaylar vardır ki onları söylenmediği halde bilirsiniz .Dün Habertürk’de Balçiçek Pamir’in programına katılan yönetmen, senarist, oyuncu Sırrı Süreyya Önder’in anlattığı olaylar da aynen bu söylenenleri doğrular nitelikte. Önder diyor ki:
“38-40 gün kadar bir açlık grevimiz olmuştu cezaevindeyken. Bunun 28. gününde bir gün sabaha karşı askerler bizi avluya çıkarıp çırılçıplak soyarak sabaha kadar öldüresiye dövdüler. Bunu yapanların ömürleri boyunca her gece yatağa yattıklarında vicdanlarına hasep vermelerini diliyorum. Hadi ben örgütlü bir sosyalisttim, beni ellerine geçirmişler, onların elinde tutsaktım. Ellerinden geleni artlarına koymayacaklar tabii. Ama ya masum olanlar?”
Bunları hiç bilinmeyen olaylarmış gibi “Sırrı Süreyya Önder’den Şok İtiraflar” şeklinde başlık atarak yayınlamanın bir anlamı var mı? Bir çok insan darbecilerin neler yaptığının az çok farkında. Artık büyük gazeteler şaşkın rolü oynamaktan vazgeçmeli.
Ezel:Öncesi Yok,Sonu Olsun
Oca 30th
Bu yılın başında Show Tv’de başlayan ve türk televizyon tarihinin zekayı içinde barındıran ilk dizisi olan Ezel; toplumun her kesimi tarafından çok sevildi. Ancak dizinin belli bir noktadan sonra tıkanabileceği gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Peki dizinin senaristleri böyle bir tıkanıklığı diziyi uzatarak mı, yoksa diziyi bitirerek mi çözecekler.Bence böyle bir sonuçla karşılaşıldığında izlenecek en mantıklı yol diziyi bitirmek olacaktır. Bu konuyu hem Dünya’dan hem de Türkiye’den birer örnekle açıklayayım:
Amerika’da yayınlanmış,televizyon tarihinin en başarılı dizilerinden Prison Break,yapısı itibari ile Ezel’le büyük ölçüde benzeşiyor.İsminden de anlaşılacağı gibi hapisaneden yapılan büyük bir firarı anlatan dizi; 2.sezonun sonunda tıkanmışken, dizinin senaristleri diziyi uzatma yoluna gittiler.Bu da dizinin büyük bir izleyici kitlesini kaybetmesine yol açtı.Dizi 4.sezonunda ekranlara veda etti.
Türkiye’de yayınlanmış ve türk televizyon tarihinin en çok izleyici çekmiş dizilerinden birisi olan(aynı zamanda Kenan İmirzalıoğlu’nun da kendini gösterdiği ilk yapıt) Deli Yürek de, Prison Break ile aynı kaderi paylaşmış dizilerden. Dizi gayet başarılı sezonlar yaşamasının ardından çektiği film ile ekrana veda edecekken, ticari olarak diziyi uzatma kararı alındı. Bu karar ve devamını izleyen süreçte çok fazla seyirci kaybı yaşayan dizi, sezon sonunda final yapılarak bitirildi.
Görüldüğü üzere, belli amaçlar doğrultusunda uzatılan dizilerin sonu pek de beklenildiği gibi bitmiyor. Yapılması gereken şey dizinin gereksiz yere uzatılmasından çok, dizinin tadında bırakılmasıdır. Eğer yapımcılar bunu başarabilirlerse türk televizyon tarihinde önemli bir yere sahip olacaklardır.
İstanbul’da Yapılabilecekler Listesi
Oca 28th
Kısa süreli de olsa yine bir İstanbul macerası yaşayıp öyle geldim portakal şehrine. O kadar az vaktim olmasına rağmen dolu dolu geçti diyebilirim bu sefer.
Bir daha ne zaman gideceğim belli olmadığı halde oturup bundan sonraki ilk gelişimde neler yapabileceğimizi tartıştık ve ortaya şöyle bir liste çıkarttık:

İstanbul’da Yapılabilecekler Listesi
- Şarap alınıp Salacak’tan salınılacak
- Oyuncak Müzesi’ne gidilecek,Sunay Akın’ı yakalayıp son kitabı imzalatılacak.(Bu arada salı günleri kitap söyleşileri yapılıyormuş. Gayet faydalı olabilir.)
- Çamlıca’da kahvaltı yapılacak.
- Ayasofya’da ki 17 senelik iskele kaldırılmış.Gidip görülecek.
- Miniatürk’e gidilecek.
- Arnavutköy’den Bebek’e kadar yürünecek.
- Çengelköy’deki Fiko’nun kahvesine gidilecek.
- Müzekart çıkartılacak,bir gün Tarihi Yarımada; diğer gün Dolmabahçe Sarayı ile Şişli’deki Atatürk Evi gezilecek.
- Madam Despina’da fasıla gidilecek.(Ciğerlerinin mükemmel olduğu söyleniyor.)
- Vefa’da boza içilecek.
- Beyazıt Kapalı Çarşı ile Mısır Çarşısına gidilecek
- Büyük Ada’da bisiklete binilecek.
24 Ocak:Kara Bir Gün
Oca 27th

24 Ocak, Türkiye’nin içini yakan; gidişatını değiştiren ender günlerden birisi.Bu günde meydana gelen olaylar Türkiye’de hala konuşulmaya devam eden ve çözülememiş sorunlar ortaya çıkardı.Onlardan bir kaçını şöyle özetleyelim:
24 Ocak 1980
Çok masumane bir kararla, ekonomideki tıkanıklığı gidermek amacıyla, Özal’ın hazırladığı ve 24 Ocak Kararları adıyla anılan ekonomik program… Türkiye’nin kapalı ekonomisi öyle bir açıldı ki, o gün bugündür kimse bu açığı kapatamadı.Neoliberal politakaların Türkiye’deki miladıdır.
24 Ocak 1993
Gizli servislerin terör örgütleriyle bağlantısını çözmeye çok yakın isimlerden birisiydi Uğur Mumcu… Bugün ki Ergenokanvari oluşumları o zamandan söylemeye cesaret edebilmiş usta bir kalem…Öldürülüşü bu yüzden hala şüphelidir.
24 Ocak 2001
24 Ocak 2001 Tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürü iken bir suikaste kurban giden Gaffar Okkan da, ülkeye çok önemli hizmetlerde bulunmuş; Polisi sevmeyen, polisten korkan insanlara, polisin de iyi olabileceğini göstermiş başarılı bir insandı.Ölümünün ardından Diyarbakır, o emniyet müdürü olmadan önceki günlerine geri döndü.

Son Yorumlar