Mehmet Tezkan’ın 1 Aralık 2009 Tarihli yazısını okuyanlar,demokrasinin zaafları konusunda yeterince düşünme fırsatı bulmuşlardır. sanıyorum.Mehmet Tezkan diyor ki:

“Siyasetçilerin ağzından düşürmediği sözdür.. Sıkışınca ‘halka gidelim, halka soralım. En doğru kararı halk verir. Halkın sarsılmaz sağduyusu doğru rotayı çizer’
Beylik söylemdir..
Ben de her seferinde halk ne bilsin ki derim..
Acayip bozulurlar..
Ne yani derler, halkı cahil, bir şeyden anlamız tebaa olarak mı görüyorsun..
Hayır derim.. Halk her şeyden anlamaz.. Bazı şeyler halka sorulmaz..
Mesela Anayasa halka sorulmaz..
Oy kullanacakların tümü hukukçu mu ki 75 maddenin şöyle, 112 maddenin böyle olması için oy kullansınlar..
Çok beğendik veya beğenmedik desinler..
*
Seçmen, 1982 Anayasası’nı yüzde 92 ile onayladı..
Bu, o Anayasa’nın ucube olduğu gerçeğini değiştirir mi?
Ne çekiyorsak, abuk sabuk yazılan Anayasa’dan çekmiyor muyuz?
Eee..
Hani her zaman en doğru kararı halk verirdi!.. ”

Halkın her zaman doğru karar vermediğini yakın tarihimizde bir çok defa gördük.Mehmet Tezkan 82 Anayasasını örnek vermiş,çok da iyi yapmış,ancak bunun gibi bir çok örnek saklı geçmişimizde.Buradan yola çıkarak sormak gerekiyor.Demokratik bakış açısı sadece halka indirgenebilir mi?Peki çoğunluğun gerisinde kalan azınlıklar hangi güvencelere sahip olacaklar?Demokrasi o insanların güvencesi değilse,nedir onların güvencesi?

Bugün bütün dünya İsviçre’de ki minare yasağını konuşuyor,Eğer demokrasiden anladığınız halkın iradesiyse buyrun size demokrasi.Yüzde elli yedi gibi bir çoğunlukla minareler yasaklansın sonucu çıkıyor.

Sonuç olarak söylemek istediğim şu.Sistemin yürümesi için duygusallıktan uzak,geniş bir açıdan bakmak,siyasetin olmazsa olmazlarındandır.Demokrasi’yi bu geniş açıyla yorumlamak,bazen de halkı demokrasi kavramından ayrı tutmak gerekir.