Londra: Melankoli?

Üniversite yıllarımda sürekli İstanbul’a gitmek isterdim.Çünkü o şehirde farklı bir melankoli olduğunu düşünür ve ben de o duyguyu tatmak isterdim(Tabi Orhan Pamuk kitaplarının etkisiyle) . Bu düşüncem Londra’da da değişmedi. İstanbul hala gönlümdeki yerini koruyor. Londra demişken bu şehrin insanın yazın gücünü etkileyebilecek türde bir havası olmadığını söylemem gerekiyor. Tabi bunun sebeplerini refahı yüksek toplum, 24 saat eğlence anlayışı ve uzun uzun çalışmaya odaklı topluluklar olarak açıklayabiliriz. Ama ne olursa olsun neden bu kadar yazma kabiliyetini körelttiğini anlamakta güçlük çekiyorum. O kadar ki bazen yazmam gerektiğini düşünüp bilgisayarın başına oturuyorum. Ardından da uzun uzun ekrana bakıyorum. Sonra birşey oluyor ve yine yazamayacağım sanırım deyip ekranı kapatıyorum. Pek tabi bunda uzun süren çalışma saatlerimin de etkisi var. Melankolik olmasa da çok acımasız bir şehir burası… Eğer ki bir hafta çalışmazsanız o bir haftayı kapatmak için bir ay çalışmak zorunda kalabilirsiniz ki ben insanların bunun farkında oldukları için haftada elli altmış saat çalışmayı tercih ettiklerini düşünüyorum: Ya olurda ileride çalışamazsak korkusu yüzünden…

Neyse sanırım hepsi yavaş yavaş arkada kalıyor. Çok az kaldı Türkiye’ye dönmeye. Ufak ufak kalbim teklemeye ve korkular kendini bulmaya başladı: Askerlik,İş arama vs. Ama ne olursa olsun tek isteğim şöyle bir ay kafa dinlemek, mutlu olmak, mutlu etmek. Ondan sonrasını akışına bırakacağım.

Not: Ben bu yazıları çok uzun aralıklarla yazıyorum yukarıda yazdığım sebeplerden ötürü. Ama blogumun yine de aylık 350-400 civarında tekil ziyaretçisi oluyor. Zamanını ayıran bütün dostlarıma ve ziyaretçilerime teşekkürü borç bilirim şu anda körelmiş olan beni hala yazmaya teşvik ettikleri için.

İyi pazarlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir