Şenlikler bittikten sonra büyük bir boşluğa düşeceğimin farkındaydım. Nitekim öyle de oldu. Düşünecek vaktim olmaya başladı. Benim düşünecek vakit bulmam demek sorgulamaların artması anlamına geldiği için çok da hoşuma giden bir süreç yaşıyorum denemez.

**********     **********

Trabzon’da okuyan çok yakın arkadaşlarımdan birisi üniversiteye gidişinin ilk yılında güzel bir kızla tanışıyor ve aşık oluyor. Kızdan da karşılık görünce ilişki başlıyor. Ta ki dördüncü sınıfın ilk döneminin sonlarına kadar… Daha sonra kız herhangi bir sebep göstermeksizin çocuktan ayrılıyor. Arkadaşımın durumunu anlayabiliyorsunuz değil mi? Evet çıldırıyor bu ayrılık kararını duyunca. Tek bir sebep yeter bana diyor. Ama sebep yok…

Diyorum ki ne yaptın bu kıza? Ve anlatmaya başlıyor sevgilisine yaptığı sürprizleri, jestleri… O anlatırken ben duygulanıyorum. Konuşayım onunla diyorum. Gerek yok diyor. Bundan sonra ne söylesen boş…

Dün kendisinin doğum gününü kutlamak için görüştüğümde soruyorum kendisine: Var mı herhangi bir umut ışığı yeniden başlamanız için? Önce bir iç çekiyor, sonra da gülüyor: Onun artık yeni bir sevgilisi var. El ele ortalıklarda dolaşıyorlar, duymadın mı diyor. Başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor.

**********     **********

Aslında bu tip bir ilişki daha hatırlıyorum ben: Üniversiteye ilk geldiğim sene bir çift dikkatimi çekmişti. Hani birbirini tamamlayan insanlar olur ya, aynen öylelerdi. Onlar da üniversiteye geldikleri ilk yıl tanışıp sevgili olmuşlar. Üniversiteden mezun olurlarken de mezuniyet balosunda el ele fotoğraflarını gördüğümde, işte ideal çift demiştim kendileri için. Üniversite bittikten 1 yıl sonra ayrıldıklarını haber aldığımda şaşkınlıktan dilimi yutacaktım. Şimdi ikisinin de ayrı bir hayatı var.

**********     **********

Etrafımdaki çiftleri gördüğümde nedense o eski güzel şeyler canlanmıyor artık gözümde. Çünkü ne yaşanıyorsa hepsi sahte. Etrafta güvenilecek insan sayısı az sevgili dostlarım. Herkes için en iyisi önüne bakmak olmalı. Geçmişte yaşamak üzülmekten başka bir işe yaramıyor.