Etiket arşivi: Akp

Siyasete Seviye Getirdik

İçişleri bakanı İdris Naim Şahin böyle demeç veriyor basın mensuplarına: “Siyasete seviye getirdik.” Konuşmasında Akp’nin Türkiye siyasetine adap getirdiğini anlatan bakan hemen ardından da hükümet olarak ne yaptıklarını ve daha neler yapacaklarını sıralıyor. Buraya kadar herşey bir siyasetçinin yapacaklarıyla az çok örtüşüyor. Konuşmanın sonlarına doğru: “Var, bir takım beyinsizler var. Biz bunun cevabını siyaseten de icraat olarak da veriyoruz, vereceğiz” diyerek de birilerine gönderme yapıyor ve siyasetin ne kadar üst düzey yapılacağını bizzat anlatıyor.

Akp’nin içinde çok iyi konuşan hatipler var. Yiğidi öldüreceksin ama hakkını yemeyeceksin. Ama kabinenin en çok pot kıran, en ne söylediğini tartmadan konuşan bakanına böyle açıklamalar yaptırmak en basit haliyle komiklik oluyor.

Bir Garip Bakış Açısı

İnsanlara dedim ki ama gencecik çocuklar ölüyor bitsin bu savaş. Bunun karşılığında dediler ki: Bir gün olur da bir yakınının, ya asker olarak ya da sivilde başına birşey gelirse o zaman görürüm ben seni. Ne diyeyim ki ben size. Zaten bir gün canlarımdan birine zarar gelmesin diye bitsin istiyorum bu savaş. Başkalarının canı yanmasın diye bitsin istiyorum bu savaş.

*********

İş milli duygulara gelince Türkiye gerçekten bütün olabilen bir ülke. Yani birbirlerine Chp’li ya da Akp’li veya alevi ya da sünni olduğu için diş bileyen iki insanı ortak bir paydada birleştirmenin kolay bir yolu var; o da ülke bölünüyor duygusunu hissettirmek ya da en azından milli hisleri okşayacak birşeyler ortaya atmak. Bunu başardığınız anda hayatın hiçbir noktasında biraraya gelmeyecek bu iki insan aynı meydanda slogan atacaktır emin olunuz. Mesela yarın sayın başbakan Fransa’ya karşı alınacak tavırları açıklayacak. Biliyorsunuz “Ermeni Kıyımı” nın reddini suç sayan bir yasa tasarısı hazırlıyor Fransızlar. Bu kararların Türkiye’nin her tarafından ortak bir tepkiyle destekleneceğine inanıyorum. Bu bütünleşmelerin faydalı  olup olmadığı konusunu senelerdir örnekleriyle gördüğümüz için pek yorum yapmaya gerek yok.

Baykal’ın Ardından

Bundan üç sene öncesine dönüp şöyle bir bakıyorum da Kemal Kılıçdaroğlu’nun medyada ne adı vardı ne de sanı. Evet bizim kendisinden haberimiz vardı: Bilgili, kültürlü, eski bir bürokrat olduğundan hepimiz haberdardık ama kimsenin aklına gelmezdi onun gün gelip de Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı koltuğuna oturacağı.

Kaset skandalının patladığı gece görüntüleri ilk izleyenlerden birisi olarak sabahı nasıl ettiğimi hatırlamıyorum. Yanlış anlaşılmasın lütfen! Deniz Baykal ne siyasetçi kimliğiyle ne de ideolojisiyle zerre kadar sevdiğim bir insandır. Ancak Türkiye’nin Ana Muhalefet Partisi lideri olduğu için ortaya çıkacak hasarın büyüklüğü beni çok korkutuyordu.

Hiç de korktuğum kadar olmadı. Evet bu olayların ardından her düzgün siyasetçinin yapması gerektiği şeyi yaptı Baykal istifa ederek. Ancak onun istifası, belki de alternatifi olmayan bir parti olan AKP’yi koltuğundan edecek kadar büyük bir hareketi oluşturacak bir ismi siyaset dünyasında ön plana çıkardı.

Umuyorum Chp yeni dönemde sadece soldaki bütünleşmeyi değil, daha geniş bir tabana hitap eden çok sesli bir parti haline dönüşmeyi başarır.

**********       **********

Recep Tayyip Erdoğan da  Chp Genel Kurulu’nun yapıldığı saatlerde Tobb Genel Kurulu’nda patronlara sesleniyordu: “Bazıları çıkıyor ‘yoksulluğa son vereceğiz’ diyor. Arkadaşım biz göreve geldiğimizde Türkiye’de 17 milyon yoksul vardı, şimdi bu rakam geldi, geldi artık 13’ün altına düştü. ”

Bilmiyorum sayın başbakanın anlattıklarına siz ne kadar inandınız. Çünkü  İşsizlik oranları 2002 yılında 10.3 iken 2009 yılı nisan ayında 14.9′ a yükselmiş durumda. Nüfus artış hızını da göz önüne alırsak yoksulluğun azaldığını söyleyebilir miyiz? Kendilerinin anlattıklarına göre ülke daha da zenginleşmiş! Ancak bunun ne kadar adaletli bir şekilde gerçekleştiğini sizin takdirinize bırakıyorum.

**********       **********

Bugün yayınlanan Kanal D Ana Haber Bülteni’nde birşey dikkatimi çektimi. Sizinle de paylaşmak istiyorum: Chp Genel Kurulu’nda konuşan Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından bazı kısımları verirken özellikle alkış seslerinin hiç birisi verilmedi. Ancak Tobb Genel Kurulu’nda konuşan başbakanın her lafının sonuna bir alkış sesi eklenmiş. Bunlar belki küçük ayrıntılarmış gibi görünebilir. Ancak gizliden gizliye insanların bilinçaltları, bu şekilde işleniyor.

Sınavlar Geldi

Mecliste tartışmalar sürerken ben de gündeme yabancı kalmamaya çalışıyorum.Chp hala bir antitez üretebilmiş gibi görünmüyor.Mhp’nin elinde milliyetçilik,türkçülük tezi var.Kendilerine göre haklılar veya değiller.Ancak Chp hala neye karşı olduğunu anlatabilmiş değil.O kadar çaresiz görünüyorlar ki,geçmişte yaşanan acılarla övünüyorlar.

*********

Bin bir hevesle gidip bir şişme yatak aldım.Ama  hiç memnun değilim.Şişirmesi bir dert,yatması ayrı bir dert.İhtiyacınız yoksa eğer,benim gibi boş heveslerin peşinden koşmayın derim.

*********

Son senenin ilk sınav dönemi kapıda.Yine uzun ve uykusuz geceler bizleri bekliyor.Belki okul bitince sınavları bile özleriz.Kim bilir…

Eğitim Şart

Dün mecliste Türkiye tarihinin tabularını yıkan bir görüşme yapıldı.Aylardır konuşulan açılım paketi meclis gündemine ilk kez girdi.Bu durum meclis açısından tarihi bir gün olduğu kadar,utanç duyulacak bir gün olarak da tarihe geçti.Kavgalar küfürler havada uçuştu.

***********

Ancak ben olayın açılım tarafına değil başka bir yönüne değineceğim.Halkı temsil etmek adına meclise giren bu insanlara artık bir sınır konulmalı.Milletvekili olmak için belli kriterlere sahip olunmalı.Yoksa,bu lordlar meclisiyle bu iş yürümeyecek.Düşünsenize meclis de bilgisiyle,kültürüyle milletvekili olan kaç tane milletvekili var?Bu milletvekillerinin çoğu parasıyla o sıralarda oturuyor.Bu kriterler genişletilirse,en azından dünkü gibi görüntüleri görmek zorlaşacaktır.

***********

Bu tez işi olmayacak sanırım.Yavaş yavaş ümidi kesmeye başladım.Açıkçası bu dönem ki dersler de beni bir hayli korkutuyor.Çalışmaktan derslere gidemedim.İşim olmadığı zaman da hep bir bahanem oldu.Okul uzasın istemiyorum.

Dış Politika Yoksulluğu

Hükümetin uzun zamandır dilinde olan bir söylem var:İddialarına göre Türkiye Akp Hükümeti döneminde hem içerideki gücünü pekiştirdi hem de uluslararası anlamda bir saygınlığa erişti.Bu söylemlere örnek olarak,çok dillendirilmese de,tarihe büyük bir hata olarak düşen;sadece milli duyguları ve Filistin halkının duygularını okşayan, Davos  çıkışı gösterildi.Ancak hükümetin dış politikada ne kadar başarısız bir politika izlediğini,UNESCO Başkanlık Seçimleri açıkça ortaya koydu.

Bütün Dünya’nın hayretle izlediği bu olayı kısaca anlatalım.Unesco Başkanlığı için ABD ve AB’den Zülfü Livaneli’nin başkanlığı için öneri geldi.Ancak Türk Hükümeti,daha önceden Araplar’a söz verdiklerini ve Mısırlı adayı destekleyeceklerini dile getirdiler.Sonuçta ne Livaneli ne de Mısırlı Bakan Faruk Hüsnü seçilebildi.Yarışı Bulgar diplamat İrina Bokova kazandı.

Şu andan itibaren kimin seçildiğinin pek de önemi yok.Çünkü Türkiye’nin dış politikasının kimlerin elinde olduğu ve bu politakayla bir yere gelinemeyeceği,bir kere daha ortaya çıkmış oldu.ı.

*************

Arkama dönüp bir baktım ki,15 gündür devamlı bir şekilde yazıyormuşum.İstediğim buydu aslında:Okuyacak insan bulamasam da yazmak…Ama önemli olan yazmak değil mi zaten.Okuyacak insan,zamanı geldiğinde elbet bulunur.Bir kaç gün ara veriyorum yazılarımı yayınlamaya.Şimdi yolculuk vakti.

Gökçek Halleri

Melih Gökçek gündemden düşmüyor.Üstelik düşmemek için de her türlü çabayı gösteriyor.Ya içki referandumuyla karşımıza çıkıyor,ya da Ankaraspor onursal başkanı kimliğiyle demeçler veriyor.

Buna bir çözüm bulmanın zamanı geldi.Ülkenin çok daha ciddi konuları varken,kürt açılımıyla ilgili tartışmalar sürerken ,Ermenistan ile ilişkilerin geliştirilmesi için protokoller yayınlanırken;Melih Gökçek’in gündemi değiştirip,kendisini odak noktası haline getirmesinin önüne geçmek gerekiyor.

************

Dün Skytürk’ü izlerken kendisini ilk önce içki referandumunun haberini yapan gazeteciyi azarlarken gördüm.Her zaman ki,karışısındakini adam saymayan tavrıyla,medyanın konuyu yanlış deklare ettiğini savunuyor,konunun yanlış anlaşıldığını iddia ediyordu.Bizim bu konuda birşeyler söylememize gerek kalmadan Akp’nin Mersin Millietvekili,Anayasa Profesörü Zafer Üskül kendisine gereken yanıtı verdi.

Bir kaç saat sonra da Ntv’ye canlı yayınla bağlanıp,Ankaraspor ile ilgili açıklamalarda bulunurken de yine her şeyi ben biliyorum,Türkiye Futbol Federasyonu suçlu mesajı veriyordu insanlara.(Üstelik iki kulüp arasındaki ilişki bu kadar gözönündeyken.)

Tekrar belirtmek istiyorum:Bu ülkenin çok ciddi sorunları var.Ve bu sorunların hepsi Melih Gökçek’in yarattığı konulardan daha önemli.Bir an önce gündemin toparlanarak,asıl ilgilenmesi gereken konulara eğilmesi gerekiyor.

Sorumluluk Almak Gerek

Hükümetin kürt açılımı çerçevesi içinde,Chp ile görüşme isteğini her tekrarlandığında Chp’den olumsuz yanıtlar alıyor.Chp’nin olumsuz yaklaşımına gösterdiği sebeplerden bazıları Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı seçimlerinde,Akp’nin tek başına hareket etme isteği.

Chp’nin gösterdiği sebepler anlaşılabilir olmakla birlikte sorumluluktan uzak yaklaşımlar.Evet Akp her seferinde tek başına hareket etmiş olabilir.Ancak eski hesapları ortaya çıkarmak için doğru bir zaman değil.Özellikle son zamanlarda yaşanan şehit cenazeleri,vatandaşların bu konudaki sabrını  zorlayacak düzeye gelmek üzere.Eğer acele edilmezse gencecik çocuklar hayatlarını kaybetmeye devam edecek ve halkların arasındaki uçurum derinleşecek.Şu anda Chp’nin bu işten kaçmaması, hatta sorumluluğu alıp Sosyal Demokrat kimliğini göstermesi gereken zaman.

*************

Sel’in üzerinden günler geçtikten sonra çekilen sular,bir çok ilişkiyi de gün yüzüne çıkarmaya başladı.En son iddia ise on üç kişinin hayatını kaybettiği tır garajının ortakları arasında,Başbakan Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen,Cihan Kamer’in de bulunması.Her gün onlarca iddia  yayınlayan Vakit Gazetesi’nin bunlara da değinmesi ise en büyük dileğimiz.

Bir Garip Siyaset Anlayışı

Birkaç gün önce tüm Türkiye’nin gözü kulağı İstanbul’a kilitlendi.Koca koca arabalar hatta tırlar suyun üzerinde küçük bir metal parçasıymışçasına sürüklenirken,televizyonun karşısında olan bizlerin kanları dondu.Ve nihayetinde kırka yakın insan o derin sularda hayatlarını kaybettiler.
Selden hemen sonra eli ayağına dolaşan yerel yöneticiler ve hükümet,bir acele İstanbul Afet Koordinasyon Merkezi’ne gidip kameralar karşısına geçtiler.Lafı uzatmadan bu olayın siyasete alet edilmemesini istediler.
Ben işin bu kısmına değinmek istiyorum.Acaba bir hükümetin görevi nedir?Kırka yakın insanın hesabını soramayacaksanız orada hükümet diye oturmanın anlamı nedir? En önemlisi hala bu kadar pişkinlik yapmanın sebebi nedir?

*************

Bugün gazetelerin internet sayfalarına bir haber yansıdı.Kadir Topbaş’ın da ortakları arasında yer aldığı Saray Muhallebicisi’nin;taşan derelerin hemen yanına kaçak bir çiftlik kurduğu ortaya çıktı.Kanun uygulayıcılarının,diğer insanlara örnek olmak için kuralları ilk uygulayan insanlar olması beklenirken,yapılan bu uygulama son derece sorumsuzca.Umarım bundan sonra gerekenler yapılır.

Nasıl Çözülecek Bu Sorun?

Kürt sorunu konusunda yazmayacağım diyordum.Yazmayacaktım çünkü fikirlerim hep aykırı bulunuyordu.Ama artık olaylar o kadar karmaşık hale geldi ki,bir şeyler yazmam gerektiğine karar verdim.

İlk açılım sözcüğünün kullanılmasının üzerinden iki ay kadar zaman geçti.Ancak geçen iki ayın üzerine ne bir adım yol gidilebildi,ne de herhangi bir ortak görüşe yer verilebildi.Öncelikle şunu söylemem gerekiyor:Kimse ne istediğini bilmiyor.Ne Akp iktidarı,ne muhalefet ne Dtp ne de kürt halkı.Soruna herkes kendi açısından yaklaşmaya çalışıyor.Ancak bu sorunu büyütmekten başka bir işe yaramıyor.

Bundan daha önemlisi var elbette.Bu sorunun temelde nasıl çözüleceğini kimse söyleyemiyor.Halk bu sorunun çözümünü nasıl benimseyecek?Daha dün akşam Iğdır’da bir konser sırasında iki tane kürtçe şarkı söyleyen Şevval Sam için,gazetelerin haber yorumlarında neler söyleniyor görmediniz mi?Açılım istediği için Sezen Aksu’ya neler söylendiğini,onu destekleyen Zülfü Livaneli için neler yazıldığını görmediniz mi?Yiğidim Aslanım’ın onlarca dilde söylenmesinden gurur duyanlar,kürtçe söylendiği zaman tek dil diye bağırmadılar mı?

Ya kürtler ne yapıyor?Onlar da Yıllarca devletten nefret etmeyi öğrendiler.Devlet’in yapısı değiştirilmeden arananacak çözüm önerilerine:”Gerekirse ayrılığı düşünürüz.”diyerek yaklaştılar.Silahı bırakma konusunda ise hala kafalarında soru işaretleri var.

Şimdi soruyorum.Halkın kafasını değiştiremedikçe,otuz yıldır kendi yoluna göre eğitilen bu milletin fikirleri düzeltilemedikçe;kürt sorununun çözümünü nasıl bekleyebiliriz.Ne yazık ki bize görünen yol,eğer alternatif yollar üretilemezse,şimdi de,yıllar sonra da çözümsüzlük.Kimse daha fazlasını beklemesin.