Tarık Bal Yazıyorum

23May/100

Baykal’ın Ardından

Bundan üç sene öncesine dönüp şöyle bir bakıyorum da Kemal Kılıçdaroğlu'nun medyada ne adı vardı ne de sanı. Evet bizim kendisinden haberimiz vardı: Bilgili, kültürlü, eski bir bürokrat olduğundan hepimiz haberdardık ama kimsenin aklına gelmezdi onun gün gelip de Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı koltuğuna oturacağı.

Kaset skandalının patladığı gece görüntüleri ilk izleyenlerden birisi olarak sabahı nasıl ettiğimi hatırlamıyorum. Yanlış anlaşılmasın lütfen! Deniz Baykal ne siyasetçi kimliğiyle ne de ideolojisiyle zerre kadar sevdiğim bir insandır. Ancak Türkiye'nin Ana Muhalefet Partisi lideri olduğu için ortaya çıkacak hasarın büyüklüğü beni çok korkutuyordu.

Hiç de korktuğum kadar olmadı. Evet bu olayların ardından her düzgün siyasetçinin yapması gerektiği şeyi yaptı Baykal istifa ederek. Ancak onun istifası, belki de alternatifi olmayan bir parti olan AKP'yi koltuğundan edecek kadar büyük bir hareketi oluşturacak bir ismi siyaset dünyasında ön plana çıkardı.

Umuyorum Chp yeni dönemde sadece soldaki bütünleşmeyi değil, daha geniş bir tabana hitap eden çok sesli bir parti haline dönüşmeyi başarır.

**********       **********

Recep Tayyip Erdoğan da  Chp Genel Kurulu'nun yapıldığı saatlerde Tobb Genel Kurulu'nda patronlara sesleniyordu: "Bazıları çıkıyor 'yoksulluğa son vereceğiz' diyor. Arkadaşım biz göreve geldiğimizde Türkiye'de 17 milyon yoksul vardı, şimdi bu rakam geldi, geldi artık 13'ün altına düştü. "

Bilmiyorum sayın başbakanın anlattıklarına siz ne kadar inandınız. Çünkü  İşsizlik oranları 2002 yılında 10.3 iken 2009 yılı nisan ayında 14.9' a yükselmiş durumda. Nüfus artış hızını da göz önüne alırsak yoksulluğun azaldığını söyleyebilir miyiz? Kendilerinin anlattıklarına göre ülke daha da zenginleşmiş! Ancak bunun ne kadar adaletli bir şekilde gerçekleştiğini sizin takdirinize bırakıyorum.

**********       **********

Bugün yayınlanan Kanal D Ana Haber Bülteni'nde birşey dikkatimi çektimi. Sizinle de paylaşmak istiyorum: Chp Genel Kurulu'nda konuşan Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından bazı kısımları verirken özellikle alkış seslerinin hiç birisi verilmedi. Ancak Tobb Genel Kurulu'nda konuşan başbakanın her lafının sonuna bir alkış sesi eklenmiş. Bunlar belki küçük ayrıntılarmış gibi görünebilir. Ancak gizliden gizliye insanların bilinçaltları, bu şekilde işleniyor.

1

19Şub/100

Mucizenin Belgeseli

Mucizenin Belgeseliİki gün önce Kanal D Ana Haber Bülteni'nde yer alan bir haber izleyenlerin tüylerini diken diken etti.

İstanbul'da yaşayan Bekir Tunçlu ve ailesi, asgari ücretle hayatını  idame ettirmeye çalışan bir işçi ailesi. Bekir Tunçlu'nun aldığı ücret 580 liranın biraz üzerinde. Ancak kirada oturan Tunçlu ailesi 450 lira kira veriyor.Faturalarla birlikte bu rakam 650 lirayı buluyor. Yiyecek bulmak içinse pazarları çalışmak zorunda kalıyor Bekir Tunçlu. Köyden ailesinin gönderdiği bakliyatlar da geçinmelerine yardımcı oluyor.

***********                ************

Sayın Başbakan sürekli olarak kendi dönemlerinde asgari ücretin alım gücünün yükseldiğini söylüyor. Asıl mesele asgari ücretin alım gücünün yükselmesinde değil, gelir dağılımında adaletin sağlanmasındadır. Bu sosyal devlet olduğu anayasasında belirtilen bir ülkenin öncelikleri arasındadır ve bir an önce bu konuya el atılmalıdır.

1

29Kas/092

Bir Maç Günü

27 Kasım 2009 tarihli Bursaspor-Galatasaray futbol müsabakasını,Galatasaray tribününe bilet bulamadığım için,Bursaspor tribününde izlemek zorunda kaldım.Buraya kadar herşey normal.Ancak maç başlamadan yarım saat önce başlayan tezahüratlar ve sloganlar beni bir kez daha Bursaspor taraftarından soğuttu.

Şöyleki daha maç başlamadan kenardaki Galatasaray tribününe olmadık hakaretleri yaptılar.Her türlü küfürü ettiler.Bununla da yetinmediler,maç boyunca sıklıkla tekbir sesleri getirerek futbolun amacını aştılar.Bana en ilginç gelen şeylerden birisi de bayan seyircilerin de sıklıkla kötü tezahürata ve tekbir seslerine eşlik etmesiydi.Bayanların futbolu güzelleştirmesi gerekirken,çirkinliklerin içinde boğulup gittiler.

***********

Domuz gribi aşısı için her kafadan bir ses çıkıyor.Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın,kameralar karşısında aşı olmasından sonra;Başbakan Erdoğan'ın aşı olmayı düşünmediğini(!) açıklaması kafalarda soru işaretlerine neden oldu.Doktorlar bu aşının yapılmasını önerselerde aklımızdan çıkarmamız gereken şeyler var:Mesela  bunlardan ilki,bu aşının  Dünya tarafından tam kabul görmemiş olması...Uygulayan ülkelerin yanında,bu aşıyı reddeden bir çok ülke var.İkincisi ise aşının yan etkilerinin çok ağır olması.Yine de karar sizin.

0

2Eki/090

Başbakanın Göremedikleri

Başbakanların asli görevleri,toplumun başlıca sorunlarını çözmeye çalışmaktır.Ancak bizim ülkemizin başbakanı bunu yapmadığı gibi,kendisinden beklentisi olan halkını azarlama konusunda,her geçen gün üstüne bir şeyler katıyor.

Dün Dokuz Eylül Üniversite'sinin açılış törenine katılan Erdoğan,yine tartışılması gereken cümleler sarfetti.Başbakanın söylediğine  göre,üniversite bitiren herkes iş bulacak diye bir şey yok.Hemen ardından söylediği sözler ise çok daha ilginç:Kriz var.Kimse işsiziz diye bağırmasın.

Bu sözleri söyleyen kişi Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı.Bu kişi bu ülkeden aylık 10.000 tl civarında bir maaş alıyor.Çok şükür bütün giderleri devlet bütçesinden ve örtülü ödenekten karşılanıyor.İnsanlar evine ekmek götürmek için iş ararken,kendisi devletten bunların üstüne bir de emekli maaşı alıyor.Bütün bunlara sahip bir insanın empati yapması ne kadar olağan olabilir ki.

Bundan bir sene öncesinde "kriz bizi teğet geçti" diyen bir insanın,bu ülkede kriz var demesi ise işin bir diğer garip tarafı.Başbakanın insanları eleştirmeden önce ,aynaya bakıp,kendine ve söylediklerine çekidüzen vermesi gerekiyor.

1

Etiketler: , Yorum yok