Posts tagged Bursa
Açılım, Kutuplaşma, Toplumsal Çatışma
Tem 30th
Sivas Katliamı yaşandığında yedi yaşında küçük bir çocuktum. Binayı saran alevler, o koca güruh, Aziz Nesin’in itfaiye aracından aşağıya itilmesi hala gözümün önünden gitmez. İnegöl ve Hatay’da yaşanan olaylar, Sivas’ın üzerinden on yedi sene geçmesine rağmen, toplumdaki çatışma kültürünün devam ettiğinin açık bir göstergesidir.
* * *
Oysa her şey güzel başlamıştı. Yıllardır demokratik hakları kendisine verilmeyen bir kimliğe bir anlamda itibarı iade ediliyor, geçmişte yapılanlardan dolayı özür dileniyordu. Ancak iş bir noktadan sonra çığırından çıktı. Ülkenin konjonktürel durumunun analizi yapılmadan açılım yapma isteği toplumda büyük bir çatışma ortamı oluşturdu. Kandil’den gelen örgüt üyelerinin birer kahramanmışçasına(ki biz kabul etmesek de bu insanlar Kürt halkının büyük kısmının gözünde birer kahramanlar) karşılanmaları, çocuklarını ölüme gönderir gibi askere gönderen Türk halkının büyük tepkisini çekti. Ardından artan terör saldırıları ve Filistin’dekine benzer bir intifada yaratmak istermişçesine sokağa gönderilen çocukların sayılarının gün geçtikçe artması, bugün geldiğimiz noktanın habercisiydi. Artık iş öyle bir duruma geldi ki, insanlar karşı dairesinde oturan ve hiçbir şeyden haberi olmayan Kürt komşusunu pkklı gibi görmeye başladı.
* * *
Yaklaşık iki yıldır devam eden açılım sürecinde artık yolun sonuna gelinmiş durumda. Yapılmak istenen şeyler iyi niyetli de olsa, oy toplama amacıyla yapılmış da olsa, önemli gelişmelerdi. Ancak bu sürecin yarattığı yıkımın bu denli geniş çaplı olması sadece sürecin başarısızlığıyla açıklanamaz. Bursa-İnegöl ve Hatay-Dörtyol’da meydana gelen olaylar Türkiye’nin bir ortadoğu ülkesi olmaktan ileri gidemediğinin açık bir göstergesidir. Meydana gelen basit kavgaların toplumda bu denli infial yaratmasının, binlerce kişinin meydanlarda toplanıp kelle istemesinin başka türlü izah edilecek bir tarafı yok. Eğer karşımızda oturan Kürt komşuya kötü gözle bakacak hale geldiysek, eğer ki Kürt toplumunun derdi bir intifada yaratmaksa ve bu amacın peşinde koşmak için çaba göstereceklerse, bu ülkede uzlaşma kültürünün oluşmasını beklemek hayalcilik olur.
Çok Konuşan Yatalak
Şub 20th
Burun ameliyatı olmak isteyen birisi gelir de bana burun ameliyatı olmak istediğini ancak kararsız kaldığını söylerse, ona kesinlikle ameliyat olmamasını söylerim.
********** **********
Kim ne derse desin zor bir ameliyat işte. Uzun uzun planlayıp, ani olarak karar verdim operasyon geçirmeye ama bu kadar zorlanacağımı düşünmemiştim hiç. Ameliyat olduktan sonra, üçüncü gün o tamponları burnumdan aldıklarında, yeniden dünyaya gelmiş gibi hissetmiştim kendimi. Ama fazla heveslenmişim sanırım.Burnum hala şiş olmakla birlikte, burnuma, iyileşememe yüzünden, yeniden tampon koydular. Ve bu hiç bitmeyecek bir kısır döngüymüş gibi geliyor bana: Ertesi kontrole tamponun çıkacağı umuduyla gidiyorum.Ancak yeniden bir tampon… Düşünsenize hapşırıyorsunuz ancak burun deliğiniz kapalı. Bir de üzerine o tamponun düşme riskiyle beraber aylar sonra iyileşeceğimi söylüyorlar. Rahat nefes alayım da başka bir şey istemiyorum.
********** **********
Ameliyatın üzerinden on altı gün geçti. Bu süre zarfında evden kontroller dışında iki kere çıktım. Bir akşam sinemaya film izlemeye, bir de önceki gün gezmeye… Bu ameliyat sonrası oluşan birşey mi bilmiyorum ama çok çabuk yoruluyorum. Biraz yürüdükten sonra kendime oturacak bir yer arıyorum hemen. Bir de eskisi gibi değil iştahım. Zaten iştahlı olsam bile doğru dürüst yiyemiyorum ki. Suratımda sanki bana ait olmayan bir şey taşıyormuşum da, her an düşebilirmiş gibi bir hisle dolaşıyorum.
********** **********
Evde oturmanın da değişik faydaları var aslında. Hep anlattıkları o kadın programlarını kendi gözümle gördüm. Ve gerçekten çok değişik olaylar dönüyor. Bir tanesi dedektif gibi sorular soruyor mesela. Hakim gibi yargılıyor gelen konukları. Yirmi yaşında kızlar televizyonda koca arıyorlar kendilerine. Sanki daha önce bu programlar varmış da insanlar oradan birbirini bulup görüşüyorlarmış sanki. Tamam tamam postmodern toplum diyeceksiniz şimdi bana. Teknolojik gelişmeler falan… Ama yine de kabullenemiyorum işte. Kanallar salt reyting için bu kızları pazarlıyor. Onlar da farkında olmadan kendini pazarlatıyor!
********** **********
Bu kadar yatınca bir şey daha farkettim: Ben müziksiz, filmsiz yapamıyorum. Bursa’ya gideceğim günü iple çekiyorum. Eksik kalan bazı şeyler orada tamamlanıyor en azından.
Bursabahçe
Şub 12th
Ben bloğumda çok fazla spor konusuna girmeyi sevmiyorum.Ancak canımı sıkan bir konuyu sizinle paylaşmak istedim.
Bundan iki buçuk ay kadar önce Bursaspor-Galatasaray maçı hakkında yorum yazmış ve Bursaspor taraftarının Galatasaray taraftarı ve futbolcuları için yaptıkları hakaretleri anlatmıştım.
Aradan bunca zaman geçiyor ve bu sefer Türkiye Kupası çeyrek finalinde Bursaspor ile Fenerbahçe karşılaşıyor. Ancak duruma bakın ki, İki ay önceki görüntünün tam aksi bir seyirci topluluğu var. Evet futbolun içinde küfür olmasını istemiyoruz .Ancak 64.dakikada 3-0 olmuş ve bir gol daha atılması yarı finalin kapısını aralayacakken, Bursa taraftarının sessiz sessiz maçı izlemesi maçlar arasında bir ayrım yapılıyor olabileceğinin göstergesi.
Bursa’nın şehir havasına hayran bir insan olarak yaşanan bu olaylar her seferinde şehre olan bakışımı sorgulamama neden oluyor. Artık Fenerbahçe için de Bursa deplasman olmalı.
Kar Hapsi
Oca 26th
Bursa’ya kış geldi sonunda.Aslında kendini belli etmeye başlamıştı.Geceleri kalorifer yanmasına karşın,sabaha karşı bizi uyandıracak kadar iğneliyordu soğuklar.Ama artık öyle bir raddeye geldi ki,kaloriferin dibinde bir kaç kat battaniye ile uyumak bile yetmez oldu.Ve bu soğukların sonunda Bursa’da hapis kaldım.Gitmek istediğim yere giden firmalar da seferlerini erteleyince tam oldu: Görükle’de kardan dolayı hapis yatan bir adam ortaya çıktı. Ama kışın getirdiği güzellikleri göz ardı edersem haksızlık olur.Soldaki fotoğraf bunun kendimce beğendiğim,güzel örneklerinden birisi.
Neyse… Yollar açılıyor yavaş yavaş.Yeni yerler görme zamanı geldi.
Son Yorumlar