Posts tagged Cunta

Şaşkınlar

Bu ülkede bazı olaylar vardır ki onları söylenmediği halde bilirsiniz .Dün Habertürk’de  Balçiçek Pamir’in programına katılan yönetmen, senarist, oyuncu Sırrı Süreyya Önder’in anlattığı olaylar da aynen bu söylenenleri doğrular nitelikte.  Önder diyor ki:

“38-40 gün kadar bir açlık grevimiz olmuştu cezaevindeyken. Bunun 28. gününde bir gün sabaha karşı askerler bizi avluya çıkarıp çırılçıplak soyarak sabaha kadar öldüresiye dövdüler. Bunu yapanların ömürleri boyunca her gece yatağa yattıklarında vicdanlarına hasep vermelerini diliyorum. Hadi ben örgütlü bir sosyalisttim, beni ellerine geçirmişler, onların elinde tutsaktım. Ellerinden geleni artlarına koymayacaklar tabii. Ama ya masum olanlar?”

Bunları hiç bilinmeyen olaylarmış gibi “Sırrı Süreyya Önder’den Şok İtiraflar” şeklinde başlık atarak yayınlamanın bir anlamı var mı? Bir çok insan darbecilerin neler yaptığının az çok farkında. Artık büyük gazeteler şaşkın rolü oynamaktan vazgeçmeli.

Bir Sonbahar Günü

29 yıl önce bugün,bu saatlerde işkence odalarından gelen çığlıklar,tank paletlerinin sesine karışıyor
kadın,genç,yaşlı demeden insanlar evlerinden alınıyorlar,karşı çıkamadan,sessizce başlarına gelecek sonu bekliyorlardı.

***********

Sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin hemen ardından Ali Bey’in evi basılmış,yıllarca büyük bir titizlikle oluşturduğu kütüphanesi darmadağın edilmiş,Ali Bey’e söz hakkı tanınmadan  onu alelacele götürmüşlerdi.Tabi içerideki kargaşadan,kucağındaki 2 yaşındaki çocuğuyla beraber Müjgan Hanım da payını almış,her türlü hakarete maruz kalıp,üstüne bir de tokat yemişti.

***********

Aradan 60 gün geçmesine rağmen Ali Bey’den haber alamamıştı Müjgan Hanım.Evin basılmasının ertesi günü sokağa çıkma yasağı kısmen kaldırılmış,hemen ardından ağlaya ağlaya babasının evine gelmiş ve burada çaresizce kocasından haber almaya çalışmış ancak başarılı olamamıştı.Etrafta bir işkence söylentisi dolaşıyor ve bu söylenti onu korkutuyordu.

***********

110 günün ardından hala haber alamadığı kocasının öldüğünün haberini aldı  Müjgan Hanım.Bir gazetede,kocasının gözaltından kaçmak isterken vurulduğuna dair bir küçücük bir orta sayfa haberiydi.Küçük ve soğuk ama insanın içine akkor düşmüş gibi yakan bir haber.O gün bu gündür,kocasının cenazesinin defnedildiği mezarı aramakla geçiriyor Müjgan Hanım.

************************

Öyküye konu olan Müjgan Hanım gibi yüzlerce insan 29 yıldır kocalarının,babalarının,ablalarının peşinden koşuyorlar.Üstelik canlısını değil sadece kemiklerini bulmak için.
Yüz binlerce insanın işkence gördüğü,binlercesinin o işkencelerde öldürüldüğü bir mezbahaydı 12 Eylül.Yaşayanların yüreklerine korku salan bir mezbaha.Bu mezbahanın kasaplarının hala dışarıda devletin koruması altında gezinmelerinin 12 Eylül’ü çok derinden yaşayan insanlara nasıl bir duygu yaşattığını,bilmem anlatmaya gerek var mı?
12 Eylül’ün yıldönümünde en azından cuntacılar yargılanabilir,yıllardır özür bekleyen insanların yüreğine biraz su serpilebilir.Sizce çok şey mi istiyorum?

Yargılanmam,İntihar Ederim

CHP’nin gündeme getirdiği 12 Eylül cuntacıları yargılansın önerisinin ardından gözlerin çevrildiği isim Kenan Evren oldu.Kenan Evren yaptığı açıklamada “Benim yargılanmam gerekip gerekmediğini halka sorun,Evren Paşa(!) yargılansın mı deyin,eğer referandum sonucunda yargılansın kararı çıkarsa intihar ederim.”dedi.

Yaptığı darbenin haklı olduğunu savunuyor Kenan Evren.Diyor k:Hergün15-20 adam öldürülüyordu soldan ve sağdan. Biz ne yapacaktık?
Evet insanlar öldürülüyorlardı.Peki darbe yapıldıktan sonra idam edilen,işkence gören,işkencelerde kaybolan o kadar insanı düşünüp,hiç mi içiniz acımıyor ?

İçinin acıyacağını pek sanmıyorum.O değil miydi,yine olsa yine yaparım diyen.O değil miydi biz işkence yapmadık diyen.Evet bizzat Kenan Evren’in kendisiydi.

Bunca yazdıklarımızdan sonra kendisine şunları sormak gerekiyor sormak gerekiyor:Yargı kararı yargılanmanıza hükmediyorsa ne hakla referandum talep ediyorsunuz?Kendinizi toplumun diğer bireylerinden,her üç ayda bir mahkemelerden mahkemelere  koşan insanlardan nasıl oluyorda farklı görüyorsunuz?Eğer bu ülkede bir yargı sisteminden söz edeceksek öncelik sizin yargılanmanızla olacaktır.

***********

Bu yargılamanın,artık mümkün olmadığına dair söylemler televizyon kanallarında yer almaya başladı.Hafızasını çabuk kaybeden bir millet olduğumuzdan ben küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum.
12 Eylül cunta hareketiyle beraber:

  • 650 bin kişi gözaltına alındı.
  • 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
  • Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
  • 7 bin kişi için idam cezası istendi.
  • 517 kişiye idam cezası verildi.
  • Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1′i Asala militanı).
  • İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.
  • 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
  • 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.
  • 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
  • Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
  • 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
  • 14 kişi açlık grevinde öldü.
  • 16 kişi “kaçarken” vuruldu.
  • 95 kişi “çatışmada” öldü.
  • 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.
  • 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.
  • 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
  • 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
  • 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.
  • 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
  • 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.
  • 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.
  • 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
  • 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
  • Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
  • 31 gazeteci cezaevine girdi.
  • 300 gazeteci saldırıya uğradı.
  • 3 gazeteci silahla öldürüldü.
  • Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
  • 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
  • 39 ton gazete ve dergi imha edildi.