Etiket arşivi: Meriç Tunca

Bir Temmuz Akşamı

Yazı yazmaya başlarken çok büyük hayallerle yola çıktım. Kafamda bir sıralama vardı: Önce aklımdaki şeyleri yazıya geçirmeyi öğrenecektim, ardından kendime has bir üslup oluşturup yazdıklarımı ülkeyle ve hatta dünyayla paylaşacaktım. Hayallerin gerçekleşmesi zaman alır. Bekleyip görmek lazım.

*       *       *

Bu ülkenin önde gelen gazetelerinde yazan o kadar basit insanlar var ki, bazen yazdıklarımla gurur duymaya hakkım olduğuna inanıyorum. İşte o yazar ve yazılardan bir tanesi:

Acun Ilıca‘nın Survivor yarışmasının ünlü tipleri Hakan, Gizem, Kemal, Oğuzhan, Emin, Aydın, Ertan, İhsan, Seda, Başak diğerlerinin yaklaşık 5 aydır Panama‘da bir adada yaşadıklarını, birbirlerini elemek  ortaya koydukları entrikaları, yüze gülüp, arkadan konuşmalarını artık hepiniz kanıksadınız..

Bu yarışmayı izlerken kiminiz sinirleniyor, kiminiz gülüyor, kiminiz ağlıyor..

Sonuçta bu  yarışma..

Yarışmanın formatı da bu..

Birileri kalacak, birileri gidecek..

Hiç üşenmedim, Acun Ilıcalı’ya mail attım ve bu kavgaların, bu entrikaların, bu arkadan konuşmaların neden olduğunu ortaya çıkardım..

tüm bu olayların açıklaması;

Geçen hafta elenen Hakan; Galatasaraylı..

Ondan önceki hafta elenen Hakan’ın sevgilisi; Galatasaraylı..

Hakan’ı elemek için binbir türlü entrikanın içine giren Oğuzhan, Kemal, Emin Galatasaraylı..

Aydın, İhsan ve Başak; Beşiktaşlı..

Ertan: Bursasporlu..

Hangi gruptan olduğu belli olmayan Seda da; Beşiktaşlı..

Peki çok daha önce çeşitli entrikalarla elenen Furkan, Tuğçe ve Hicran hangi takımın taraftarı;

Fenerbahçe..

Adada şu an kimler kaldı?.

Galatasarayılılar.. Beşiktaşlılar. Bir de Bursalı..

Ben daha bunun üzerine bir şey yazmayayım..

Yorum sizin..*

Ben bu yazıya yapacak bir yorum bulamadım. Takdiri size bırakıyorum.

*       *       *

Şimdi şu saatlerde Mersin geliyor insanın aklına: Sahilde sürüsüne bereket insanlar… Meydanlarda top oynayan gençler… El ele tutuşan, kimse görmesin diye gizleden gizliye birbirlerinin yanağını öpermiş gibi yapıp,hafiften dudaklarını birleştiren sevgililer… Sahilin bütün o tiki havasına baş kaldırırcasına atletle gezinen amcalar… Arabada kaynamış mısır satan seyyar satıcılar… Elinde kağıt helva arasına konulmuş maraş dondurmasıyla, salıncakta sallanmaya çalışan küçük çocuklar… Eve götürüp yiyemeyeceğini bildiği halde saatlerdir balık tutan yaşlı amcalar… Çay bahçelerinden yükselen okey sesleri… Barlardan gelen kulak tırmalayıcı müzikler… Barın önünde hem kendini gizlemeyi hem de alıcı aramayı başaran uyuşturucu satıcıları… Az ileride müşterisiyle sıkı sıkıya pazarlık eden hayat kadınları… Şehrin sokaklarında kendisini güvende hissetmeden, acaba köşeden birisi çıkar mı korkusuyla, hızlı hızlı yürüyen gece bekçileri… Müslüman, Hristiyan, Musevi, Budist, Şeytana tapan diye ayrılmadan mezarlıklarda koyun koyuna yatan ölüleri… Nefret etmek için koca bir sebebim olsa da özlenecek bir şehirmiş Mersin.

*Aranızda merak edenler olacaktır. Yukarıda yazıyı yazan kişi Meriç Tunca. Türkiye’de 52 yıllık geçmişe sahip bir gazetede spor yazarlığı yapıyor.