Ağzımda bir şarkı tutturmuşum.Sürekli aklıma geliyor.“Sitting here wasted and wounded At this old piano” diye sürüp gidiyor tadımlık bir şarap kıvamında.Dillendikçe daha tatlı hale geliyor.

****************

Yıllarca Haluk Levent dinledim.Hatta dinlemek yetmedi bu kadar güzel söyleyen bir adamla çok ortak yönümüz vardır dedim,kendisine ulaştım.Çok güzel anılarım vardır kendisiyle.Ancak böyle etkiler bırakamıyor bir türk müzisyen benim kulaklarımda

****************

Dikkat ettim de kaliteli eserler çıkaranı da bizden saymıyoruz biz. Nazım Hikmet,Yaşar Kemal,Orhan Pamuk,Fazıl Say…Yani benim ülkemde işini iyi yapmak göze batıyor.Farklı geliyor bu insanlar bizim insanlarımıza

****************

Bindim dolmuşa bir baktım birşeyler mırıldanıyorum.Adam da ters ters bakıyor suratıma.
-Bed of Roses abi bilir misin
-?
-Bon Jovi ya
-(sinirli bir bakışla cd çaların sesini açıyor,sert bir tonla)Ben anlamam yegenim

****************

En muhafazakarından en çağdaşım diyenine kadar ülkem insanında gözlemlediğim bir şey var:Değerlerden kopamama.Yıllar önce babamda gözlemlediğim bir şeydi,yıllarca devrimi savunup da yegeninin kısa etek giymesine engel olmak.

****************

Ne yazık ki aydınlanamamak ülke olarak bizim yapımızda var.Aydın olanların önündeki engeller de benim tezimi destekler nitelikte.Ama inanmaktan vazgeçmiyorum.Bir gün o dolmuşa bindiğimde Azer Bülbül yerine Bon Jovi duyacağımın hayalleriyle yaşıyorum ben.