Posts tagged Siyaset

Siyasete Seviye Getirdik

İçişleri bakanı İdris Naim Şahin böyle demeç veriyor basın mensuplarına: “Siyasete seviye getirdik.” Konuşmasında Akp’nin Türkiye siyasetine adap getirdiğini anlatan bakan hemen ardından da hükümet olarak ne yaptıklarını ve daha neler yapacaklarını sıralıyor. Buraya kadar herşey bir siyasetçinin yapacaklarıyla az çok örtüşüyor. Konuşmanın sonlarına doğru: “Var, bir takım beyinsizler var. Biz bunun cevabını siyaseten de icraat olarak da veriyoruz, vereceğiz” diyerek de birilerine gönderme yapıyor ve siyasetin ne kadar üst düzey yapılacağını bizzat anlatıyor.

Akp’nin içinde çok iyi konuşan hatipler var. Yiğidi öldüreceksin ama hakkını yemeyeceksin. Ama kabinenin en çok pot kıran, en ne söylediğini tartmadan konuşan bakanına böyle açıklamalar yaptırmak en basit haliyle komiklik oluyor.

Bir Gökçek Klasiği

Siyasetin her zaman öncelikli bir amacı vardır: O da gücünü aldığı tabana hizmet etmek… Hem de insanlar arasında herhangi bir ayrım yapmadan…Ancak bu ülkede sistemin hiç bir unsuru tam çalışmadığı gibi bu kurum da tam işlemiyor.

Ankara 2. idare mahkemesinin Ankara’daki otobüs ve minibüs ücretlerinin 2004 yılı fiyatlarına çekilmesi kararının ardından; Ankara Büyükşehir Belediyesi CEO’su (!) Melih Gökçek’in bu karara gösterdiği tepkiler akıl alır gibi değildi.

Ulaşım zamlarının yeniden yürürlüğe girmesiyle rahatlayan Gökçek’in, ulaşım zamlarını protesto eden üniversite öğrencilerini ise, bundan sonra bu tür eylemlere devam etmeleri halinde,okullarına toplu taşıma aracı göndermeyeceğini söyleyerek tehdit etmesi, durumun ne kadar sağlıksız olduğunun başka bir göstergesi…

Halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanının, bu kadar halka karşı hareket etmesi; buna karşılık halktan fazla tepki görmemesi de, ne yazık ki tipik bir Türkiye gerçeğidir.

Sana Bir Sır Vereyim mi?

Siyaseti bile siyasete benzemeyen ülkemin gündemi hakkında yazacak bir şeyler bulamıyorum nicedir. Kendimi sokağa salınmış bir çocuğun hayatını izlermiş gibi hissediyorum. Her şey o kadar anlık gelişiyor ki, çoğu zaman ne düşünmem gerektiğini bilemiyorum.

Ülkenin gündeminin değişmesi toplumu pek ilgilendirmiyormuş gibi görünüyor. Sokaktaki insanların gündemi düşünecek halleri kalmamış. Hepsi yolunu bulmak için çaba gösteriyor. Biraz düşününce mantıklı aslında.Bunu neden söylüyorum: Çünkü siyaset ve felsefenin değişmez kuralı paradır. Parası olmayan adam ne siyaset yapabilir ne de Felsefe… Düşünecek öncelikleri vardır. Madem para gerekli. Sen neden düşünüyorsun bunları diye sormayın bana. İstemeden o kadar çok şey düşünüyorum ki, bunlar da  araya sıkışıyor işte. Sıkıcı bir konu bu. Geçelim.

**********          ***********

Bugünlerde kafamda oturan bazı noktalar var.Biraz da onlardan bahsedeyim: Eski sevgiliden arkadaş olmaz derdim her zaman. Ama bir tane ayrıcalığı olan insan vardı. Fakat farkettim ki, gerçekten eski sevgiliden arkadaş olmaz! Bu konuda kimsenin ayrıcalığı olmaması gerekiyor. Ne yaşarsan yaşa, ne kadar özel olursa olsun… Sonra hala onu sevdiğinizi falan düşünüyorlar. Neden düşünürler anlamam bir de. Aradan yıllar geçmiştir. Siz başka birine vermişsinizdir gönlünüzü. Yıllarca başka birisine sevdiğim demişsinizdir. Yani size saygısı yoksa bile sizin gönlünüzü bağladığınız insana saygı duyması gerekmez mi? Yıllar sonra hala beni seviyor musun diye sormak tamamen bir bencilliğin ürünüdür. Bu da sevimsiz bir konu. Bunu da geçelim.

**********          ***********

Bursa 8. Kitap Fuarı bitti. Her şehirde yapılması gerekli bu fuarlardan. Hayranı olduğunuz yazarları en azından yılda bir kere gördüğünüz gibi, bir çok kitaba da  indirimli bir şekilde sahip oluyorsunuz. Ben bu sene Sunay Akın’la tanışma fırsatı buldum. Televizyonda göründüğünden bile daha sıcak bir insan… İki tane de kitabımı imzaladı. Her şehirde bir fuar olsun isterim. Herkes tanışsın sevdiği yazarlarla.

**********          ***********

Two and a Half Men7. Sezonu devam ediyor “Two and a Half Men” in. Bazı arkadaşlarım artık sıkıcı bulduklarını ve izlemediklerini söyleselerde ben onlar gibi düşünmüyorum. Gayet eğlenceli bir şekilde devam ediyor. Özellikle son bölümlerde biraz daha benim yaşadıklarımı anlattıklarını söylemeliyim. Herkese tavsiyemdir.

**********          ***********

Hızlı okuma derslerine başladım kendimce. Farkettim ki çok yavaş okuyorum. Buna bir çözüm bulmak için internette gezinirken bir site buldum. Dersleri iki günde bir mail adresinize gönderiyorlar. Gayet de güzel alıştırmalar var. Bir deneyin isterseniz.

**********          ***********

Son olarak bir eleştiri belirtmek istiyorum. Devletin bünyesinde olan bazı kurumlarının web sitelerinin çökmesini anlayamıyorum. Mesela PTT’nin web sitesi… Ne zaman ulaşmak istesem sorun yaşıyorum. Bu konuyla ilgilenilmesi gerekiyor.

Sorumluluk Almak Gerek

Hükümetin kürt açılımı çerçevesi içinde,Chp ile görüşme isteğini her tekrarlandığında Chp’den olumsuz yanıtlar alıyor.Chp’nin olumsuz yaklaşımına gösterdiği sebeplerden bazıları Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı seçimlerinde,Akp’nin tek başına hareket etme isteği.

Chp’nin gösterdiği sebepler anlaşılabilir olmakla birlikte sorumluluktan uzak yaklaşımlar.Evet Akp her seferinde tek başına hareket etmiş olabilir.Ancak eski hesapları ortaya çıkarmak için doğru bir zaman değil.Özellikle son zamanlarda yaşanan şehit cenazeleri,vatandaşların bu konudaki sabrını  zorlayacak düzeye gelmek üzere.Eğer acele edilmezse gencecik çocuklar hayatlarını kaybetmeye devam edecek ve halkların arasındaki uçurum derinleşecek.Şu anda Chp’nin bu işten kaçmaması, hatta sorumluluğu alıp Sosyal Demokrat kimliğini göstermesi gereken zaman.

*************

Sel’in üzerinden günler geçtikten sonra çekilen sular,bir çok ilişkiyi de gün yüzüne çıkarmaya başladı.En son iddia ise on üç kişinin hayatını kaybettiği tır garajının ortakları arasında,Başbakan Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen,Cihan Kamer’in de bulunması.Her gün onlarca iddia  yayınlayan Vakit Gazetesi’nin bunlara da değinmesi ise en büyük dileğimiz.

Başbakan Davos’tan olaylı döner(se)(2)


2 Gündür yaşananları inceden inceye takip etmekteyim.Etrafıma bakıyorum da ,başbakan her tarafta kahramanmış gibi anılıyor.Her taraf dediğimi de açıklamama gerek yok sanırım.Ortadoğuda bir kaç ülke ve tabiki de Türkiye(!).Başbakan,dünyanın gözü kulağının olduğu bir yerde bunları iç politikada kullanmak için yapmış olabilir mi?Benim şahsi kanaatim bu yönde değil.Yani tamamen duygusal davranarak,içinden gelenleri söyledi başbakan.Ki onu kahraman olarak anan insanlar da onun bu duygusallığına hayran kalıyorlar içten içe.Peki politikanın duygusallığa yer bırakmayacak kadar önemli olduğunu,yıllardır siyasetin içinde olan bu insan bilemiyor mu?Bilmemesine imkan var mı..20 yıldır siyasetle uğraşan bir insandan bahsediyoruz.Hadi diyelim ki bilmiyor,başbakanın yanında dolaşan o kadar danışmandan bir tanesi bile başbakana bunları anlatamıyor mu?İki ihtimal var.Ya bu danışmanlar bu işten anlamıyor(!),ya da başbakan onlara kulaklarını tıkıyor.Eğer sonuca bakacaksak iki olay da beni ilgilendirmiyor.Yani önemli olan benim yaşadığım ülkenin dünyada nasıl temsil edildiği.Gerisini bir şekilde onlar çözmeliler.

********************

Size bir tavsiye vereyim.Şu büyük marketlerdeki dvd kampanyalarını mutlaka takip edin.Bugün çok merak ettiğim iki tane dvd film aldım.Gayet de ucuza aldım.Gücümüz yettiğince orjinal şeyler almaya çalışalım.Böylece emek korumasını da maksimuma çıkarmış oluruz.

Başbakan Davos’tan olaylı döner(se)

Sabah uykumdan uyanmışım,geçmişim bilgisayarın başına mağrur mağrur bilgisayara bakıyorum.Hışımla anneme,

-Anne ne yaptın bu bilgisayara yine?
-Ne oldu ben ne yapmışım ya?
-Ayarlarıyla oynamışsın,baksana Erdoğan Peres’le Davos’ta tartıştı yazıyor.Ne yaptın sen buna?

Birden bire kafama birşeyler dank ediyor.Aceleyle içeri koşuyorum,televizyonun kumandasını kaptığım gibi bir haber kanalını açıyorum,

“-Evet Sayın Gürsel?Siz nasıl değerlendiriyorsunuz Başbakan’ın bu tutumunu?
-Efendim,tam bir skandal…”

gibi uzayıp giden sıkıcı tartışmalar için bir bahane daha…

*************

Başbakan yine bir bomba patlattı,ama bu seferki bombanın tahrip gücü Türkiye kadar düşük çaplı değil,dünyayı sarsacak kadar büyük çaplıydı.

-Öldürmeye gelince siz çok iyi bilirsiniz. Ülkenizde Başbakanlık yapmış kişilerin sözleri vardır
Tankların üzerinde Filistine girdiğimde kendimi mutlu hissediyorum diyen başbakanlarınız vardı.

diye uzayan sözlerinde gerçek payı yok mu?Bunu inkar edecek kadar siyasete bulaşmadık.Hatta Dünya’daki bir çok insanın hislerine tercüman oldu bile diyebiliriz.Bu konuda benim ne düşündüğümü ise bu konuyu biraz daha irdeledikten sonra yazmak istiyorum.Çünkü benim aklıma gelen ilk düşünce dış politikayı,iç politikaya kurban etmesi yönünde oldu…Eminim yaptığı işin bu kadar basit olmadığını kendisi de biliyordur.

Atilla Olgaç’a tepkiler


Atilla Olgaç yıllarını tiyatroya vermiş saygıdeğer bir tiyatro oyuncusudur.Ancak son zamanlarda kendisini Atilla Olgaç yapan tiyatrocu kişiliğiyle değil de,1974 Barış Harekatındaki asker kişiliğiyle karşımıza çıkmayı yeğledi.Kendisini bunu yapmaya iten psikolojik ve sosyolojik eğilimler nelerdir bilemiyorum.Bunları neden söylediğini merak edip konunun ayrıntılarına da girmek istemiyorum.Benim için daha önemli olan şey,anlattıkları…

***************

Olgaç’ın anlattığı şeyler kabullenilebilir şeyler değil.Zaten insanlığa olan bakış açım bunların çok vahşice eylemler olduğunu anlatıyor bana.Ancak medyada verilen tepkiler,sokakta karşılaştığım insanlardan aldığım tepkiler beni daha çok şaşırtıyor.

***************

Türk Toplumu olarak son yıllara damgasını vuran cinayetler gördük.Hemen aklıma Hrant Dink‘in öldürüldüğü zaman yaptığım tartışmalar geliyor.Sonuna kadar kendisini savunduğum bu insanın ölümünden zevk alan,ölümünü doğru bulan,onun ölümü hakettiğini düşünen onlarca insanla tanıştım..Keza Rahip Santoro cinayetinde,onun hristiyan olduğunu bu yüzden de ölümü hakkettiğini düşünen insanlarla büyük tartışmalara girdim.Gariptir ki bu kadar şey gördükten sonra insanların bu olaya verdikleri tepkiler beni şaşırttı.Kimse bu olaya savaş hali deyip,bize Atilla Olgaç’ı haklı göstermeye çalışmadı.Ya da Atilla Olgaç için hiçkimse kimse yürümedi.Hiçkimse Onu bayrak haline getirmedi…Bunlar bana birşeylerin değiştiğini gösteriyor.Ya da en azından bana bu konuda umut veriyor.

***************

Bu konuda söylemek istediğim birkaç şey daha var.Atilla Olgaç’ın bunları anlatması bize birazda olsa savaşta yaşanan şeylerin gerçekliğini gösterebilir.Savaşlar bize göründükleri kadar basit değildirler.Ve savaşlar her zaman en büyük yarayı masum insanlar alır.Umudumuz savaşların olmadığı yaşanabilir bir dünya.