Benim bu ülke için yakın zamanlara kadar hep umudum olmuştu.Ancak umutlarımı kaybetmeye başladım artık.Mesele artık sistemde de değil,mesele artık insanlığımızda.Şöyle ki:Şanlıurfa’da dört yaşındaki küçük bir çocuk köyünde yaşamını yitiriyor.Ailesi de vefat eden çocuğu defnetmek için gerekli olan ölüm raporunu almak için kollarındaki minicik cansız bedenle,şehre geliyor.Buraya kadar sıradan bir hikaye.Ancak aile şehre geldikten sonra tam beş tane hastane geziyor ki çocuklarına ölüm raporu alabilsinler.En sonunda durumu fark eden basın mensupları olayı görüntülemeye başladıktan sonra bir hastane görevlisi tarafından içeri çağırılıp,ölüm raporu veriliyor.Yazık bu ülkenin insanlarına.

***********

Yine okula gitmediğim ve evde zaman geçirip,arkama dönüp baktığımda eller tutulur bir şeyler yapamadığım bir gün geçirdim.Allah’tan şu pes denen bilgisayar oyunu var.Yoksa dışarıyı görmek nasip olmayacak.Bir sorun var ki,hala nasıl üstesinden geleceğimi bulamıyorum:Tez’e hala başlayamıyorum.Başlasam belki sorunu halledeceğim ama her seferinde kendime o büyük bahanelerimden birisini bulup vazgeçiyorum.İçten içe okulun uzamasından korkuyorum ya,neyse.

***********

Bugün Hazal’ın bloğuna girdiğimde çok güzel bir yazıyla karşılaştım.Hazal’ın diğerlerinden farklı bir özelliği var:Daha önce, kendi isteğiyle,hiç sevgilisi olmamış.Onun bakış açısından ,kendisinden de izin alarak, bu yazıyı burada paylaşmak istiyorum.

Benim anlayamadığım şeyler var!

O zaman onun gözü senin gözün olur…Onun sevdiği senin sevdiğin nefret ettiği ise tiksindiğin…Bir gülüşü gülüşün olur,ağlaması gözlerini doldurur…Herkesi bir yana bırakıp sadece ondan bir mesaj yada başka şeyler beklersin…Yalnız kalmak ve bakmak istersin…Bazıları öpmek ister bazısı uyurken izlemek…
Bazısı çiçek getirir bazısı dile gelir…Onun imparatorluğunda başlar gönüllü köleliğin…Bir süreliğine bakış açını ona endekslersin…Beyninde düşünecek hiçbir konuya yer vermezsin…Metroda yolda havada karada düşünür ve sebepsiz gülümsersin…
Böyle başlıyor sanırım…Sanırım diyorum çünkü bilmiyorum…
Sonra birden sen en zirvedeyken bir anda seni bırakır…Yere çakılırsın…Ağlarsın…Belki arayıp sorarsın…Uyuyamazsın belki bir şeyler yazar belki bir arkadaşını ararsın.Her zaman aklındadır…Nereye baksan o vardır…
Başka haller içinde olur halin…
E şimdi madem bu işler böyle yürüyor, genelde sonu hüsranla bitiyor da,neden hala insanlar arayıp duruyor…
Benim için en büyük tabu budur…
Kazandırdıkları ve kaybettirdikleriyle aşk büyük ve içinden çıkılmaz bir oyundur…

HAZAL ÖZELMAS